77"Nuh'u da, (hatırla) Çünkü o, daha önce dua etmişti de. biz onu kabul eylemiştik. Nihayet kendisini de ehlini de o büyük sıkıntıdan kurtardık. Onun, ayetlerimizi yalanlayan toplumdan öcünü aldık. Muhakkak ki onlar kötü bir kavim idiler. Biz de işte topunu birden suda boğduk" Ayetteki, "Çünkü o, daha önce duâ etmişti" cümlesi ile ilgili iki mesele vardır. Ayetteki "nida" ile, Nûh (aleyhisselâm)'ın, kavmine azâb gelmesi hususunda duâ etmesinin kasdedildiğinde şüphe yoktur. Bunu, Cenâb-ı Hakk'ın bazan "Nihayet, oda Rabbine, "Ben muhakkak ki mağlûbum. Artık intikamı(mı) sen al" diye duâ etti" (Kamer, 10) ayetinde olduğu gibi, genel hatlarıyla, bazan da, ya Rabbi "yeryüzünde kâfirlerden yer yurt tutan hiçbir kimse bırakma" (Nûh, 26) ifâdesinde olduğu gibi, ayrıntılı bir biçimde nakletmesi de destekler. Yine Cenâb-ı Allah'ın "biz onu, kabul eylemiştik" ifadesiyle duasına icabet etmiş olması da, buna delâlet eder. İşte bu icabet etme, burada bahsedilen bu talep ve istekten esas gayenin burada bahsedilen bu "kurtarma" olduğuna delâlet eder. Böylece bu, Hazret-i Nûh (aleyhisselâm)'un nida ve duasının tekzib ve kabul etmeme gibi, kavminin kendisine yapmış olduğu çeşitli eziyetlerden kendisini kurtarması; onlara karşı kendisine yardım etmesi ve onları helak etmesi ile alâkalı olduğuna delâlet etmektedir. İşte bundan dolayıdır ki, Cenâb-ı Hak bundan sonra "Ayetlerimizi yalanlayan toplumdan onun öcünü aldık" buyurmuştur. Muhakkik ulemâ bu nidanın Allahın emriyle olduğu hususunda İttifak etmişlerdir. Çünkü şayet Onun emriyle olmasaydı, o zaman faydanın (salahın) ona icabet olunmamasında bulunduğundan emin olunmazdı. Bu ise peygamberlerin makamında noksanlık olduğu anlamına gelirdi. Bir de, böylesi durumları istemek, şayet ilahî emirle olmasaydı, baştanbaşa zarara sokma olurdu. Diğer bir kısım âlimler ise: Nûh (aleyhisselâm)'a, bu konuda müsade edilmemişti" demiştir. Ebu Ümame. şöyle der; "Hiçbir canlı, Hazret-i Adem (aleyhisselâm) ve Nûh (aleyhisselâm)'ın hayıflanması gibi hayıflanmamıştır. Hazret-i Adem (aleyhisselâm)'ın hayıflanması, İblis'in vesvesesini kabul etmesinden dolayı; Hazret-i Nûh (aleyhisselâm)'ın hayıflanması da, kavmine beddua etmesinden dolayı olmuştur. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Nûh (aleyhisselâm)'a, "Hayıflanma, çünkü senin duan, benim takdirime uygundu" diye vahyetmişti." Ehl ve Kerb Kelimelerinin Anlamı Cenâb-ı Hakk'ın, "Nihayet kendisini de ehlini de, o büyük sıkıntıdan kurtardık" buyruğuna gelince, buradaki "ehl" ile, onun dinine mensub olanlar kastedilmiştir. Kerb'in ne demek olduğu hususunda da şu izahlar yapılmıştır: a) O kâfirlerin başına gelen, boğulma azabıdır. Bu, ekseri müfessirin görüşüdür. b) Kavminin onu yalanlaması ve kavmi tarafından kendisine yapılan eziyyetlerdir. c) İkisinin, hepsidir. Bu, İbn Abbas (radıyallahü anh)'nın görüşü olup, doğruya yakın olan da budur. Çünkü Nûh (aleyhisselâm), uzun müddet onları Allaha davet etmiş ve onlardan her rö'iü kötülüğe de maruz kalmıştı. İşte bundan dolayı, onun gam ve kederi gittikçe artmıştı. Allahü teâlâ ona, onları suda boğacağını bildirip, kendisinin de bir gemi yapmasını emrettiğinde de, boğulmaktan kimin kurtulup kimin kurtulamayacağını: emediği için de yine bir korku ve elem içindeydi. Böylece Cenâb-ı Hak hem onu, hem de kendisine iman edenleri bütün bu belalardan kurtarmak suretiyle sıkıntısını gidermiştir. Cenâb-ı Hakkın "Onun... toplumdan öcünü, Biz aldık" ifadesine gelince, Ubeyy İbn Kâ'b (radıyallahü anh) bu ifadeyi "...Nûh (aleyhisselâm)'a ... kavmine karşı destekledik" şeklinde okumuştur. Müberred, ayetin manasının, "Nûh (aleyhisselâm)'a, kavminin kötülüklerine karşı yardım ettik" şeklinde olduğunu, nitekim Cenâb-ı Hakkın, "Allah'ın hışmı bize gelip çatarsa, bize kim yardım edecek?" (Mümin, 29) buyurduğunu yani, "Bizi O'nun azabından kim korur?" demek olduğunu söylemiştir. Ebu Ubeyde de, bu ifadenin başındaki min harf-i cerrinin alâ manasına geldiğini söylerken, Keşşaf Sahibi, bu ayetteki "yardım etmek" ifâdesinin, mutavaatı "intikam ama" anlamında olan "nasr" kökünden olduğunu Huzeyl kabilesinden birisinin, bir hırsız hakkında beddua ederken "Onların intikamını, o hırsızdan al" dediğini, yani "Allahın, onları, o hırsızdan intikamlarını olan kimseler kıl" demek olduğunu söylemiştir. Cenâb-ı Hakk'ın "Muhakkak ki onlar, kötü bir kavim idiler" buyruğuna gelince bu, "Onlar, o Nûh (aleyhisselâm)'ı kabul etmeyip yalanladıkları için, kötü bir topluluk idiler. İşte bundan dolayı da, onların topunu suda boğduk" demektir. Böylece, Cenâb-ı Allah, Hazret-i Nuh'u, onlardan kurtarma sebebini böylece beyan etmiştir. Beşinci Kıssa: Dâvud ve Süleyman (aleyhisselâm)'ın kıssasıdır |
﴾ 77 ﴿