90

"'Zekeriyya'yı da an. Hani o, Rabbine. "Rabbim beni yalnız başıma bırakma. Sen, varislerin en hayırlısısın" diye niyaz etmişti. Biz onun duâsmı da kabul ettik ve kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Eşini de sâlih kıldık. Muhakkak ki bunlar. hayır işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bizim için derin saygı gösterenlerdi".

Zekeriyyâ (aleyhisselâm)'ın Duası

Bil ki Allahü teâlâ Zekeriyyâ (aleyhisselâm)'ın, kendisine yalnız kalma sıkıntısı dokunup, gerek dini gerekse dünyası hususunda kendisiyle ünsiyyet bulacak, kendisini destekleyecek ve ölümünden sonra yerine gelecek birisinin olmasını arzuladığı için, her ne kadar hem kendisinin hem de hanımının durumu, yaşlılık vb. şeyler sebebiyle âdeta böylesi bir şeyden külliyyen ümidi kesme noktasına dayanmış ise de Allah'a, buna kadir olduğunu bilerek samimi bir şekilde dua ettiğini ve yalvarıp yakardığım beyan etmiştir. İbn Abbas (radıyallahü anh), Zekeriyyâ (aleyhisselâm)'ın yaşının yüz, hanımının yaşının ise doksandokuz olduğunu söylemiştir.

Ayet-i Kerimedeki "Sen, varislerin en hayırlısısın" cümlesi hakkında şu iki izah yapılabilir:

1) Zekeriyyâ (aleyhisselâm) bunu, işlerin sonunun varıp Allah'a dayandığını bildiği için, bu işi çözsün diye, bütün dualarında Rabbini övgü üslubuyla zikretmiştir,

2) Zekeriyyâ (aleyhisselâm) sanki, "Eğer, bana varis olacak birisini vermezsen, ben buna aldırmam, çünkü sen en hayırlı varissin" demek istemiştir,

Cenâb-ı Hakk'ın "Biz onun duasını kabul ettik" ifadesine gelince, bu: "Biz, istediği için onun istediğini yerine getirdik" demektir. Bu ifade de, Zekeriyyâ (aleyhisselâm)'ı bir tazim ve yüceltme söz konusudur. İşte bundan dolayı ulemâ: "Kendisinde ululama ve tazim olduğu için "icabet etmek", mükafattır" demişlerdir.

Cenâb-ı Hakk'ın, "ve kendisine Yahya'yı ihsan etmiştik" beyanına gelince bu ifadesinin adeta bir tefsiri gibidir.

Eşinin Islah Edilmesinin Anlamı

"Eşini de salih kıldık" cümlesinin tefsiri konusunda, şu üç açıklama yapılabilir:

1) "Cenâb-ı Hak hanımını, adete göre mania teşkil eden her şeyi ondan izâle etmek suretiyle, doğum yapmaya müsait ve uygun hale getirdi." Bu mana, kıssaya :ana uygundur.

2) Allahü teâlâ onun, huyunu güzelleştirdi, ıslâh etti. Çünkü o daha önce kötü huyluydu, lisanı sertti ve Zekeriyya (aleyhisselâm)'a da sıkıntı veriyordu. Cenâb-ı Hak da bunu, Zekeriyya (aleyhisselâm)'a vermiş olduğu nimetler cümlesinden saymıştır.

3) Allah onu, dinde ıslâh edici kıldı. Çünkü onun dini bakımdan salih kılınması, Hazret-i Zekeriyya (aleyhisselâm)'ın Allah'a davet edici olması konusunda, onun en büyük destekçilerinden olmuştur. Buna göre Zekeriyya (aleyhisselâm), Rabbinden sanki, gerek dinî gerekse dünyevî hususlarda bütün çoluk çocuğunun yardımını talep etmiş gibidir. Bu da, sanki, zahire en yakın olan manalardan birisidir. Çünkü, "Allah, falancayı etsin" denildiğinde, bu sözden umumi olarak, dinle ilgili olan husus anlaşılır.

Yahya (aleyhisselâm)'ın Hediyye Edilmesi

Bil ki, ayet-i kerimedeki (......) ifadesi, vâv harfinin tartib ifade etmediğini göstermektedir. Çünkü, zevcin İslahı, çocuğun verilmesinden rrcedir. Ama ne var ki, Cenâb-ı Hak, bu hususu, ayetin lafzında sona bırakmıştır. Cenâb-ı Hak, söylediğimiz sözün şahidi ve misdakını da beyan buyurarak, "Muhakkakki bunlar, hayır işlerinde yarışırlardı" açmamıştır. Cenâb-ı Hak bununla Zekeriyya (aleyhisselâm)'ı, çocuğunu ve hanımını kastetmiştir. Böylece de, Kendisinin onlara istediklerini verdiğini beyan etmiş ve onların örflerinde hayırlarda yarışma olduğu için, onları birbirleriyle desteklemiştir. Allah'a itaat uğrunda yarışmak, kişinin övülmesine sebep teşkil eden şeylerin en büyüklerindendir. Çünkü bu, tâata karşı, büyük bir hırs ve isteğin bulunduğuna delâlet eder.

Cenab-ı Hakk'ın, "umarak ve korkarak bize duâ ederlerdi" buyruğuna gelince, bu ifadeler (Rağben ve rehben) şeklinde de okunmuştur. Bu ayet, O'nun tıpkı, "ahiretden korkarak, Rabbinin rahmetini umarak" (zümer, 9) ayeti gibidir. Bu: "Onlar tâatlarına ve o tâattaki yarışlarına şu iki şeyi de eklemişlerdir:

1) Mükafaatını arzuladıkları ve cezasından sakındıkları için, Allah'a sığınmak...

2) Huşu... Huşu, kalbte kökleşmiş olan korku, demektir. Binâenaleyh, huşu duyan da günahtan korktuğu için, pekçok işe dalıp kaybolmayan sakınan kişi demektir.

Onuncu kıssa, Meryem (aleyhisselâm)'ın kıssasıdır:

90 ﴿