17

İkinci Delil: Bu, Allah'ın göklerin yaratılışını delil göstermesi olup, bu husus ayetiyle ifade edilmektedir. "Celalim hakkı için biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan gafil değiliz"

Ayetteki (......) deyiminin manası, "Yedi kat gök" demektir Ruhlara, birbirlerinin üzerinde olma anlamında, tetavuk edip peşpeşe geldikleri için, (Taraik) denilmiştir. Nitekim Arapça'da bir kimse, bir pabucu başka bir pabucunun üzerine koyup birbirine kapatıverdiğinde, iki elbiseyi birbiri üzerine giydiğinde, denilir. Bu, Halil, Zeccac ve Ferrâ'nın görüşü olup, Zaccac: "Bu Cenâb-ı Hakk'ın "Tabaka tabaka yedi (kat) göğü..." (mülk, 3) ayeti gibidir" demiştir. Ali İbn İsa da: "Bunlar; çıkışta, inişte ve uçuşta meleklerin yolları olduğu için, bu ismi almışlardır" derken, diğerleri de: "Bunlara, kendilerinde yıldızlar hareket ettiği için, "yıldızların yolları" anlamında böyle denilmiştir..." demişlerdir.

Bunların bu şekilde bize nimet olmalarının izahı ise şöyledir: "Allahü teâlâ orasını, oradan yağmur indirme suretiyle, hem bizim rızıklarımızın yeri, hem de meleklerin karargahı kılmıştır. Bir de, orası mükâfatların (yazılıp çizildiği), koyulduğu yerdir. Ve, peygamberlerin gönderilmesinin ve vahyin nüzulünün mekânıdır..."

Yaratmada Gaflet Yok

Cenâb-ı Hakk'ın, "Biz, yaratmaktan gafil değiliz" ifadesine gelince, bu hususta da şu izahlar yapılmıştır:

a) Yani, "Biz gafil değiliz. Tam aksine biz, o yedi kat göğün onların üzerine düşüp de onları imha etmemesi için, o mahlukatımızı muhafaza ediyoruz" demektir. Bu, Süfyân İbn Üyeyne'nin izahı olup, tıpkı, "Şüphesiz ki Allah gökleri ve yeri zeval bulmalarından (korumak için bizzat) tutmaktadır" (Fatır. 41) ayeti gibidir.

b) Yani, "Biz, onlara rızık ve bereketlerini, oradan indirmek için, o yedi kat göğü mahlükatın üzerinde yarattık" demek olup, bu da Hasan el-Basrî'ye aittir.

c) Yani, "Bunları biz yarattık. Binâenaleyh, bizim bunlan yaratmamız, kudretimizin mükemmel olmasına delâlet eder" demek olup, Cenâb-ı Hak ilminin mükemmel oluşunu da, "Biz, yaratmaktan gafil değiliz" ayetiyle beyân etmiştir. Bu da, "Biz onların amellerinden, sözlerinden ve gönüllerinde sakladıkları şeylerden gafil değiliz" demektir ki, işte bu ifade şiddetli bir men ve zecr ifade eder.

d) Yani. "Biz, gökleri yaratmadan gafil değiliz. Tam aksine biz, onlar, üzerinde sürdürüyoruz" demektir. Bu, Cenâb-ı Hakk'ın, "O Rahman'ın yaratışında hiçbir nizamsızlık göremezsin " (Mülk, 3) ayeti gibidir.

Ayetin Verdiği Dersler Bilki, bu ayet, şu birkaç meseleye davet etmektedir:

1) Bir Yaratıcı'nın varlığına. Çünkü, bu cisimlerin ilk sıfatları üzere kalmaları mümkin iken, ona zıt olan bir başka sıfata geçmeleri, mutlaka, onları böyle yapan bir varlığın bulunduğuna delâlet eder.

2) Tabiat görüşünün yanlışlığına... Çünkü, o sıfatlardan herhangi biri, şayet tabiat gereği meydana gelmiş olsaydı, aynı kalması ve değişmemesi gerekirdi. Şayet, "O sıfatlar, tabiat değiştiği için değişmiştir" dersen, o zaman o tabiat da, bir yaratıcı ve mucide muhtaç olur.

3) Alemi idare edenin, kadir ve alim olduğuna... Çünkü "mûcib-i bizzat" (ihtiyar sahibi olmayıp fiillerini gayrı iradî yapan)dan ve câhil olandan, böylesi hayranlık verici şeyler zuhur edemez.

4) O'nun, bütün malûmatı bildiğine, hertürlü mümkinata kadir olduğuna...

5) Hem ayetin sarîh, açık ifadesine, hem de o failin, hertürlü mümkinata kadir olup hertürlü malûmatı bilen birisi olduğu için, O'nun o cüzleri, evvelindeki gibi yeniden iade etmeye kadir olması gerektiğine bakarak, haşrin ve neşrin olabileceğine...

6) Allah'ı tanımanın taklidî değil, istidlali olması gerektiğine, aksi halde bu dillerin anlamsız olacağına...

Üçüncü Delil: Yağmur

17 ﴿