17

"Siz ancak Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, yalan uydurup düzüyorsunuz. Oysa sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınız, size hiçbir rızık vermeye muktedir olamazlar. O halde rızkı Allah katında arayın, O'na ibadet edin, O'na şükredin. Siz ancak O'na döndürülüp götürüleceksiniz...".

Cenâb-ı Hak, putperestlerin yollarının yanlışlığını en beliğ bir biçimde (bu ayette) beyan etmiştir. Çünkü ma'buda, şu sebeplerden biri için ibadet edilir:

a) Zâtt gereği ibadete müstehaktır. Bu, ister onun açlığını gidersin, ister uykudan menetsin, efendisinin satın aldığı ve ona hizmet eden köle gibidir.

b) Yahut, o anda faydalı olduğu için..." Bu da, kendisine gelecek bir hayırdan, menfaattan ötürü başkasına hizmet eden kimse gibidir. Mesela ücretle çalıştırılan kimseler gibi...

c) Yahut da ileride faydalı olacağı için... Bu da mesela, gelecekte kendisinden bir iş beklenen ve başkasına hizmet eden kimse gibidir.

d) Veyahut da O'ndan korkulduğu içindir. İşte Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm), birer put olmaları ve hiçbirinin bir saygınlığı olmaması itibariyle, zatları gereği, ibadete müstahak olmadıklarına dikkat çekmek için, "Siz ancak Allah'ı bırakıp, birtakım putlara tapıyorsunuz" demiştir. Ayetteki "Oysa sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınız, size hiç bir rızık vermeye muktedir olamazlar. O halde rızkı Allah katında arayın, O'na ibadet edin. O'na şükredin. Siz ancak O'na döndürülüp götürüleceksiniz" hitabı ise, o anda ve gelecekte bu putların bir menfaati olmayacağına işarettir. Bu böyledir. Zira menfaat ya varetmede, yahut varlığı sürdürmede olur. Fakat varetme hususunda putlardan hiçbir fayda sâdır olmaz. Çünkü zaten onları vareden, yapan siz insanlarsınız. Onları uydurup, yontup, yapıyorsunuz. Putların, var olanın varlığını sürdürmesinde de bir faydası yoktur. Çünkü bu rızıkla olur. Rızık ise onlardan sâdır olmaz. Cenâb-ı Hak, daha sonra bütün bu şeylerin Kendisinden olduğunu bildirmek azere: "Rızkı Allah katında arayın" buyurmuştur. Bu ayetteki "Allah" lafzı, Kendisinin zâtı gereği ibadete müstehak olduğuna; "rızık" kelimesi de, hem dünyevî, hem uhrevî 'ayda ve menfaatların ancak Allah'tan olduğuna bir işarettir. Ayetle ilgili birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Cenâb-ı Hak, hitabında "rızk'ı nekire, hitabında ise marife olarak getirmiştir, bunun hikmeti nedir? Deriz ki: Zemahşerî şöyle der: 'Olumsuzluk sadedinde getirilen nekirenin manası, "O putların yanında kesinlikle hiç rızık yoktur"; Rızkın Allah katında olduğunu ifade için marife getirmenin manası se, "Her türlü rızık, O'nun katındadır. Öyleyse rızkı O'ndan isteyin" şeklindedir. Burada bir diğer izah da şöyle yapılabilir: "Rızkın, Allah'tan olduğu, Allah'ın verdiği birşey olduğu. "Yeryüzündeki her canlının rızkı Allah'a aittir" (Hud, 6) ayeti ile bildirilmiştir. Putlardan rızık sâdır olduğu ise bilinmemektedir. İşte bu sebepten ötürü, bu bilinmediği için Cenâb-ı Hak, nekire (belirsiz) olarak, buyurmuş ve "va'dedilen rızkı isteyin" manasında da, "O rızkı Allah atında arayın" demiştir. Hak teâlâ daha sonra, zatı gereği ibadete müstehak olduğu için, "O (Allah'a) :badet edin" mahlukatına nimetler verip, rızkı onlara ulaştırdığı için "O'na şükredin" Çünkü "O'na döndürüleceksiniz" yani, başvurulacak, müracaat edilecek, O olduğu çin, Kendisinden ancak hayır beklendiği için O'na ibadet edin" buyurmuştur.

Peygamberin Görevi Tebliğdir

17 ﴿