18

"Eğer siz yalanlarsanız, (bilin ki) sizden evvelki ümmetler de yalanladılar. Peygamberin vazifesi, apaçık bir tebliğden başkası değildir..."

Cenâb-ı Hak, tevhidini anlattıktan sonra tehdidini getirerek, "Eğer siz, (peygamberi) yalanlarsanız.." buyurmuştur. Bu cümle ile kime hitab edildiği hususunda şu iki izah yapılmıştır:

Muhatap İbrahim (aleyhisselâm)'in Kavmi

a) Muhatablar, Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'in kavmidir. Ayet, İbrahim (aleyhisselâm)'in kavmini anlatarak sanki, "İbrahim (aleyhisselâm)'in kavmine, "Eğer siz yalanlarsanız, (bilin ki) sizden evvelki ümmetler de (peygamberlerini) yalanladılar. Ben, bana düşen tebliğ görevini yerine getirdim. Zaten bir peygamberin görevi de, tebliğ ve açıklamadır" dedi" demek istemiştir.

Muhatap Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in Kavmi

b) Bu, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in kavmine bir hitabtır. Bunu şöyle izah ederiz: Nakil ve hikaye edişlerin ekserisi, bir takım maksadlardan ötürü olur. Fakat, hikaye güzel ve cazib olduğu için, bu maksadlar göz ardı edilir. İşte bundan ötürü hikaye eden kimse çoğu kez, "Hangi sebebten dolayı bunu anlatıyorum, (biliyor musun?" der. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in maksadı da, o kâfirlerin tekzibten vazgeçip, azabtan korkarak vazgeçmeleri için, kavmine eski ümmetlerin hallerini anlatmaktır. Bu sebeble, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), kavmine önceki ümmetlerden bahsederken, "Ey kavmim eğer (beni) yalanlarsanız, bilin ki sizden önceki kavimler de (peygamberlerini) yalanlayıp helak oldular. Binâenaleyh eğer siz de yalanlarsanız, başkalarının başına gelenin, sizin başınıza da gelmesinden korkarım" demiştir.

Birinci izaha göre, ayetle ilgili birkaç mesele var:

Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'dan Önceki Ümmetler

Ayetteki, cümlesi "ümmetler"den bahsediyor, halbuki, İbrahim (aleyhisselâm)'den önce, sadece Nûh (aleyhisselâm)'un kavmi vardır ve tek bir ümmettir. Buna şu iki şekilde cevab verilebilir:

1) Nûh (aleyhisselâm)'dan önceki kavimler, İdris (aleyhisselâm), Şît (aleyhisselâm) ve Adem (aleyhisselâm)'in kavimleridir.

2) Nûh (aleyhisselâm) bin yıldan fazla yaşamıştır. Bu müddet zarfında asırlar ve nesiller tamamlanıp, yerine yeni nesiller gelmiştir. Ataları, babaları, oğullarına o peygambere uymaktan kaçınmalarını tavsiye etmişlerdir. Binâenaleyh Nûh (aleyhisselâm)'un kavmi, bir çok ümmet sayılabilir.

İkinci Mesele

Ayetteki, "belâğ" ve "mübîn" ne manayadır? Deriz ki Belâğ, meseleleri anlatmak; mübîn ise, o meselelere delille' getirerek açıklayan, demektir.

Üçüncü Mesele

Ayet, açıklamaların, ihtiyaç duyulan vakitten sonraya bırakılmasının caiz olmayacağına delâlet eder. Çünkü bir peygamber, bir hükmü tebliğ eder de, iyice açıklama yapmaz ise, belâğ-ı mübîn yapmamış olur. Dolayısıyla da görevini tam yerine getirmiş olmaz.

Ölümden Sonra İhya

18 ﴿