23

"Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr ederek kâfir olanlar yok mu, işte benim rahmetimden ancak onlar ümitlerini kestiler. İşte, pek acıklı bir azab da onlarındır".

Cenâb-ı Hak iki temel esası, yani tevhidi ve öldükten sonra diriltmeyi beyan edip, aklî delille bunları izah ederek, Kendisine muhalefet edenleri ayrıntılı bir biçimde tehdit ederek, Kendisini inkâr edenlere bir işaret olmak üzere, buyurmuştur. Çünkü her şeyde, Allah'ın birliğine dair bir delil bulunur. Binâenaleyh, müşrik olan kimse, Allah'ın ayetlerini inkâr etmiş demektir. Haşr-i inkâr edenlere bir işaret olsun diye de, (......) buyurmuştur. Çünkü, haşr'i inkâr eden, Allah'a kavuşmayı da inkâr etmiş olur. Cenâb-ı Hak, "İşte benim rahmetimden ancak onlar ümitlerini kestiler" buyurmuştur. Bu, "Onlar müşrik olunca, kendilerini, rahmet konusunun dışında bırakmış olurlar. Çünkü kendisinin, ihtiyacını giderecek, sadece bir tek tarafı bulunan kimseye kolayca merhamet olunur. Ama yönelecek, sayısız cihetleri bulunan kimse, rahmete konu olmaz. İşte o müşrikler, kendileri için birtakım ilahlar edinince, muayyen bir tek cihete yönelerek ihtiyaçlarını gidermeyi kabul etmemiş, böylece de Allah'ın rahmetinden ümidini kesmiş olurlar. Onlar haşr'i inkâr edip, "Azâb yoktur" dediklerinde, müstehak oldukları cezayı haklarında gerçekleştirmek için, onlara "ta'zib"den bahsetmek pek yerinde olmuştur. Bu, tıpkı bir hükümdarın, "Bana karşı çıkanlara işkence edeceğim" deyip, bunu, hükümdardan uzak bir yerde bulunan birisi kabul etmeyerek, "O bana nasıl ulaşacak?" deyip de, böyle bir kimse yakalanarak hükümdarın huzuruna çıkarıldığında, hükümdarın ona işkence etmesi ve "Nasıl yapabildim mi, edemedim mi ki?!" demesi yerinde olur. Binâenaleyh, merhamet etmemenin, şirk koşmaya; etîm bir azabın da, haşr'i inkâr etmeye uygun düştüğü ortaya çıkmış olur.

Bazı İncelikler

Sonra bu ayetle ilgili olarak nükteler bulunmaktadır:

Umûmî İfade

1) İfade, bütün insanları (yani kâfirleri) içine aldığını ifade etsin diye Cenâb-ı Hak, "Onlar ümitlerini kestiler" buyurmuştur. Yine Cenâb-ı Hak, aynı maksattan dolayı, "işte pek acıklı bir azab da onlarındır" buyurmuştur. Binâenaleyh, şayet Cenâb-ı Hak, "Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden o kimseler yok mu, onlar benim rahmetimden ümit kestiler ve onlara elim bir azab vardır" demiş olsaydı, yukardaki anlam elde edilmiş olmazdı. Binâenaleyh, şayet birisi, "Eğer Allah, ülaike kelimesini bir kere getirmiş olsaydı, zikredilen maksadı ifade etmek için yeterli olurdu" derse, biz deriz ki: Hayır, zira Cenâb-ı Hak, "Sana diyorum, işte onlar... ümit kestiler. Onlar için elîm bir azâb vardır..." demiş olsaydı, bir başkası, bu iki şeyin tamamının onlardan bir araya geldiğini; bu yekûnun, ancak onlarda bulunduğunu; ne var ki bu iki şeyden sadece birisinin başkalarında bulunabileceğini anlayabilirdi. O halde, Cenâb-ı Hak, "Sana diyorum, onlar ümit kestiler... Ve sana diyorum, onlar yok mu onlar işte onlar için elim bir azab vardır" buyurunca bu söz, bu iki şeyden herbirini sadece onlardan bulunduğunu ifade etmiş olur.

2) Cenâb-ı Hak, rahmetten bahsedince, onu kendisine nisbet ederek, "Benim rahmetimden..." demiş, azabtan bahsedince, onu kendisine nisbet etmemiştir. Bunun sebebi, rahmetinin azabını geçmiş olması ve bir de kullarına, rahmetinin onları kuşattığını ve o rahmetin Kendisinden ayrılmazlığını bildirmek içindir.

3) "Sana diyorum, onlar yok mu, onlar, işte onlar ümit kestiler" diyerek, ye'si, onlara nisbet etmiş, rahmetini onlara haram kılmıştır. Binâenaleyh, şayet onlar, ümit ederlerse, rahmetini de, onlara mübarek kılar. Şayet birisi, "Senin ye's ve azab demek olan iki şeyi, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr etmek demek olan iki şeyle mukayese etmen, elim azabın, Allah'ı inkâr eden ve haşri itiraf eden kimseler için olmamasını; ye'sin de, haşri inkâr eden, Allah'ı tasdik eden kimseler için olmamasını gerektirir" derse, biz deriz ki: Ayetin manası şöyledir: Onlar, ümit kestiler. Ve onlar için, haşr'i inkâr etmeleri sebebiyle de, fazladan elîm bir azâb vardır. Haşri inkâr etmek sebebiyle azâb etmenin, haşri inkâr edenler için olacağında şüphe yoktur. Diğerine gelince, haşri inkâr eden bir kimse, Allah'ı tasdik etmiş olamaz. Çünkü Allah'a iman etmek, ancak O'nu, söylediği şeyler hususunda tasdik ettiği zaman doğru olur. Haşr de, Allah'ın söylediği şeyler cümlesindendir.

Körükörüne Red

23 ﴿