55"Senden azabı çarçabuk istiyorlar. Halbuki hakikatte cehennem o kâfirleri kuşatıp durmaktadır. O günde azab onları hem üstlerinden, hem ayakları altından saracak. (Allah) diyecek ki: "işlemekte olduğunuzu tadın." Cenâb-ı Hak, bu ifadeyi, taaccüb etmeleri için kullanmıştır. Çünkü bir tokat, bir yumruk gibi az bir zarar bulunan bir azabla (cezayla) tehdid olunan bir kimse, kendinde buna tahammül edebilecek bir güç görür ise, "Allah aşkına, haydi bunu yap" der. Fakat suda boğulma veya yakılma ile tehdid olunan ve tehdid edenin sözünden caymayacak muktedir birisi olduğuna kesinkes inanan kimseye gelince, hiçkimsenin aklına bu kimsenin, "Haydi bana, tehdid ettiğin o şeyi getir" diyebileceği gelmez. İşte Cenâb-ı Hak burada, "Senden azabı çarçabuk istiyorlar.,." buyurmuştur. Halbuki cehennem ateşi ile olan azab onlan çepeçevre kuşatır. O halete Hak teâlâ'nın ince, "çarçabuk istiyorlar..." demesi, o kâfirlerin böyle bir istekte bulunduklarını haber vermek; ikinci kez yine, "Senden azabı çarçabuk istiyorlar" buyurması ise, onlardan taraf bir şaşkınlığı ifade eder. Daha sonra Cenâb-ı Hak, cehennemin onları nasıl kuşattığını, "O günde azab onları hem üstlerinden, hem ayakları altından saracak" buyurarak beyan etmiştir. Sununla ilgili şöyle iki mesele vardır: Birinci Mesele Cenâb-ı Hak, niçin, "sağ, sol, arka ve önlerinden" dememiş de, "üstlerinden ve altlarından" demiştir? Cevap: Çünkü maksad, cehennem ateşinin, dünya ateşinden ayrıldığı özelliği ortaya koymaktır. Çünkü dünya ateşi, dört taraftan kuşatır. Zira onun içine giren kimsenin, ateşin alevleri, arkasında, Önünde, sağında ve solunda olur. Fakat dünyada, genel olarak, üstünden ateş inmez, alt tarafından çıkmaz. Çünkü ayakların bastığı yerde, ateşin alevi kalmaz. Cehennem ateşi ise, üstten de iner, ayağın basması ile de sönmez. Ateşin Özelliği Cenâb-ı Hak, bu ayette, "Ayaklarının altından" buyurduğu halde, aynı şekilde "başlarının üstünden" demiyerek, sadece "üstlerinden" buyurmuştur. Çünkü taht (alt) kelimesini, muzafun ileyhli olarak zikretmiş, ama fevk (üst) kaimesini, böyle bir muzafun ileyh ile birlikte zikretmemiştir? Cevap: Çünkü cehennem ateşinin inişi, ister tam tepeden olsun, ister yandan olsun, çok dikkate şayan şaşılacak birşeydir. Bundan ötürü Cenâb-ı Hak, bu inişi, basa" has olarak zikretmemiştir. Ama ateşin ayağın bastığı yerde sönmeyip, devam etmesi ise, tek başına şaşırtıcı bir özelliktir. Çünkü, dünyada ayak tarafından bir alev olabilir, yine bu da alt tarafadır. O halde Cenâb-ı Hak, üzerine basılması ile sönmediği için ayak altında yanan ateşi ve yine mutlak manada üstte olan enteresan ateşi zikretmiştir. Daha sonra Cenâb-ı Allah, "(Allah) diyecek ki: "İşlemekte olduğunuzu tadın." buyurmuştur. Allahü teâlâ, onların bedenlerinin çekeceği azabı anlatınca, ruhlarının çekeceği azabı da beyan etmiştir ki bu da, Allah'ın onlara, azarlama ve rüsvay etme üslûbu ile, "Yapmış olduğunuz işlerin azabını tadın bakalım" demesidir. Bu, nüsebbebin (neticenin), sebeb yerine kullanılması üslûbu ile, mübalağa için, sanki yaptıkları şeyin kendisi imiş gibi zikretmiştir. Çünkü onların amelleri, Cenâb-ı Hakk'ın du ameli, onların azablarına sebeb kılmasından dolayı, bir sebeb olmuştur. Bu, kullanılış bakımından benzeri çok olan bir üslûptur. Hicrete Teşvik |
﴾ 55 ﴿