63Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Allah rızkım ... yayar, bolca verir" deyince, kulların bunu itiraf ettiklerini de belirterek, "Onlara, "Gökten su indirip onunla yeri, ölümünün ardından, canlandıran kimdir?" diye sorarsan, "Elbette Allah" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu aklını kullanmazlar" Yani, "Bu, rızkın sahibidir. Sebebi yaratan, müsebbebin, (neticenin) de yaratıcısıdır. O halde rızık, Allah'tandır" demektir. Daha sonra Cenâb-ı Hak, "De ki: "Hamd Allah'a mahsustur" buyurmuştur. Bu hususta şu izahlar yapılabilir: 1) Bu ifâde, söz esnasında söylenen bir cümle-i itiraziyyedir. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, "Allah, onunla yeri, ölümünün ardından canlandırdı. Ama onların çoğu aktım kullanmazlar" demiş, işte bu sözün arasında da, nimeti hatırlatmak için, "Hamd Allah'a mahsustur" cümlesine yer vermiştir. Bu tıpkı bir kimsenin "Allah seni de ulaştırsın, seksene varmış kimsenin kulakları, bir tercümana ihtiyaç hissettirir..." demesi gibidir. 2) Bu ifadenin de, cümle-i itiraziyye değil, diğer ifadelerle birlikte zikredilmiş bir kelam olması. Yani çünkü onlar, bunun Allah'tan olduğunu biliyor, itiraf ediyor, ama bildikleriyle amel etmiyorlar. Sen ise, Ey Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), biliyor ve bildiğinle amel ediyorsun. Seni tasdik edenler de böyledir O halde, "Allah'a hamdolsun" de. Halbuki onların ekserisi, bütün hamdin Allah'a ait olduğunu akledemezler, böylece de, Allah'tan olan o nimete mukabil, Allah'tan başkasına hamdederler" demektir. 3) Bununla şu kastedilmiştir: Onlar, bütün bunların, Allah'tan olduğunu söylüyor, ama bunun yanısıra da Allah'tan başkasının ulûhiyyetini iddia ediyorlar. Böylece onların sözlerinin çelişkisi ve tuttuktan yolun tutarsızlığı, ortaya çıkmış oluyor. O halde Sen, onların çelişkilerinin ortaya çıkmasından dolayı, "Hamd, Allah'a mahsustur" de. Çünkü onların ekserisi, bu çelişkiyi ya da bu çelişkinin yanlışlığını akledemezler. Halis Hayat Cennette |
﴾ 63 ﴿