64

"Bu dünya hayatı bir eğlenceden, bir oyundan başka (şey) değildir. Âhfret yurdu (na gelince), şüphe yok ki o, hayatın ta kendisidir. (Bunu) bilmiş olsalardı!...".

Cenâb-ı Hak onların, Kendisinin yaratıcı ve Rezzâk olduğunu itiraf ettiklerini, fakat ibadet etmediklerini, ibâdeti, ancak dünya hayatının zinetinden dolayı terkettiklerini beyan buyurunca, onların kendisine yöneldikleri şeyin değersiz olup bir kıymet ifade etmediğini, beyan buyurmuştur. Ayetle ilgili birkaç mesele vardır:

Lehv ve La'ıb Farkı

Bu iki şeyden birinin diğerine atfedilebilmesi için, "lehv" ile "la'ıb" arasındaki fark nedir?

Cevap: Biz deriz ki: Bu iki şey arasındaki fark, şu iki yöndendir:

1) Farzedelim ki, her şey kişiyi meşgul eder. Mükellef, bir şeye yöneldiğinde, onun, o şeyin dışında kalanlardan yüzçevirmiş olması gerekir. Çünkü, bir işin diğer bir İşi yapmaktan kendisini alıkoymadığı zât, sadece Allah'dır. Binâenaleyh, geçici ve önemsiz bir lezzetten dolayı, batıla yönelen kimsenin, hakdan yüz çevirmiş olması gerekir. O halde bu demektir ki, batıla yönelmek, "la'ıb"; haktan yüz çevirme ise, "lehv"dir. O halde dünya bir oyundur. Yani, batıla yönelmedir; bir lehvdir, yani, hakdan yüz çevirmedir.

2) Bir şeyle meşgul olan, onunla meşgul olabilmesi için, hiç şüphesiz onu başkasına tercih eder. Bu tercih etme işi ya, o kimsenin, "Bunu öne alıyorum, diğerini ise daha sonra yapacağım" demek suretiyle takdîm (öne alma) şeklinde olur; yahutta tamamiyle o işe dalıp, başkasından da bütünüyle yüzçevirmekle olur. İşte bunlardan birincisi oyun; ikincisi ise İehvdir, eğlencedir, meşgaledir. Bunun delili şudur: örfte, satranç, güvercin uçurma, v.b. şeyler, eğlence aletleri olarak isimlendirilmezler. Halbuki ûd ve diğer yaylı sazlar ise, eğlence aletleri olarak isimlendirilirler. Çünkü bunlar, insanı, o anda kendilerinde hasıl olan lezzetten dolayı, başka şeylerden alıkor. O halde dünya, bazıları için meşgul olduğu ve, "Bu meşguliyetinin yanısıra, İbâdet ve ahiretimle de meşgul oluyorum" dediği için, oyun; diğer bazıları için de, o İşe tamamiyle dalarak ahireti büsbütün unuttuğu için, bir lehvdir, eğlencedir.

İkinci Mesele

Cenâb-ı Hak En'âm sûresinde, (......) (En'am. 32), burada ise (......) buyurmuştur. Niçin?

Cevap: Çünkü burada, daha önce zikredilen dünya durumudur. Çünkü Cenâb-ı Hak, ((......) ifâdesinden önce), "Ölümünün ardından onunla yeri canlandırdı" (Ankebut, 63) buyurmuştur. Halbuki En'âm'da, daha önce ele alınan, ahirettir. Çünkü Cenâb-ı Hak, "Onlar yüklerini arkalarına yüklenerek, demişler ki: "Orada yaptığımız taksirlerden dolayı eyvah bize! Dikkat edin, ne kötüdür o yüklenip taşıyacaktan şeyler!" (En'âm, 31) buyurmuştur. O halde bu demektir ki bu vakitte (ahirette), dünya onların hatırlarında değildir. İşte bu sebeple Cenâb-ı Hak, değil de, buyurmuştur.

Sıralama Farkının İzahı

Cenâb-ı Hak orada, burada ise buyurmuştur. Niçin?

Cevap: Orada daha önce bahsedilen şey, ahiret hayatıyla onların üzüntü ve nedametlerini ortaya koymuşlardır. O halde o vakitte kişinin dünya hayatına gömülmesi, uzak bir şeydir. Sadece dünya ile meşgûliyyet söz konusudur. Bu sebeple daha uzak olanı sonraya bırakmıştır. Ama burada ise, daha önce bahsedilen dünyadır. Meğer ki onu, gömülmekten engelleyen bir mani bulunsun. Bu durumda o, onunla, gömülme olmaksızın meşgul olur. Meğer ki onu koruyan bir kuvvet olsun, bu durumda o, onunla hiç meşgul olmaz. Binâenaleyh burada gömülme, ademinden daha yakın bir durum olduğundan, "lehv" öne alınmıştır.

Cennetin Farklı Vasıfları

Cenâb-ı Hak orada (En'âm, 32) buyurmuş, burada ise buyurmuştur. Niçin? Cevap: Oradaki durum, nedametin ortaya konulması durumu olunca, mükellef, kuvvetli bir caydırıcıya muhtaç değildir. İşte bu sebeple, "Ahiret yurdu daha hayırlıdır"buyurmuştur. Halbuki buradaki durum, dünya ile meşgul olma durumu olunca, mükellef daha kuvvetli bir caydırmaya muhtaçtır. İşte bu sebeple de Cenâb-ı Hak, "Ahiret hayatının dışında, (hakiki manada) hiçbir hayat yoktur" buyurmuştur. Bu tıpkı bir insana, iki şey sunulup, böylece o, bunlardan birisi hakkında, "Bu, ondan daha iyidir" dediğinde, bu iş, sadece bir tercih olmuş olur. Ama o, "Bu, güzeldir, iyidir; beriki ise hiçbir şey değildir" dediğinde, bu, alabildiğince bir tercih olmuş olur. işte Cenâb-ı Hak, burada da, mükellef o dünyaya batıp gittiği için, daha müessir ve etkili bir ifade kullanmıştır...

Dünya Kâfirin Cenneti

Cenâb-ı Hak, "Ahiret yurdu daha hayırlıdır" (En'am, 32) buyurmuştur. Burada İse, "Şüphe yok ki o hayatın tâ kendisidir" buyurmuştur. Çünkü ahiret, sadece müttakiler için hayırlıdır. Ama kâfire gelince, dünya onun cennetidir. O hakle dünya kâfir için ahiretten daha hayırlıdır. Ama ahiretin, ebedî hayatın devam ettiği bir yurt olmasına gelince, bu sadece belli bir gurup için değil, herkes için böyledir.

Hayavan Kelimesi

Hayavan: Büyüme ve idrâk kabiliyeti olan varlığa denilirken nasıl olupda bu vasıf ahiret yurdu hakkında kullanılmıştır?

Cevap: "Hayavân" tıpkı, "hayat" gibi, "hayye" (canlı oldu) fiilinin masdarıdır. Fakat "hayavan" kelimesinde bulunan "hayat" kelimesinde tam olarak yoktur. Dâr-ı ahiret ile kastedilen de, ikinci r. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, "Nazar-ı dikkate alınması gerekli olan hayat, oionci hayattır" demek istemiştir. Yahut da diyoruz ki: Cenâb-ı Hakk'ın, "iyi amel re, daha iyisi ve fazlası var" (Yunus. 21) ayetinde de beyan ettiği gibi, ahiret, ve büyüyen yer olup, gerçek ve tam bir idrâkin meydana geldiği yer olunca, Cenâb-ı Hak, "O günde (bütün) sırlar yoklanıp meydana çıkarılacaktır" (Tarık, 9) buyurmuştur, bunun için, büyüyenler ve idrâk edenler hakkında kullanılan in" kelimesi kullanılmıştır.

Yedinci Mesele

Allahü teâlâ, En'âm sûresinde, "Akletmez misiniz?" (Enam,32) buyurmuş, burada ise "Bilmiş olsalardı" buyurmuştur. Çünkü orada ibadet edilen şey ahiretin daha hayırlı oluşudur ve bu açıktır ve sadece akla dayanan bir meseledir. Burada bildirilen ise, hayatından başka bir hayatın olmayışıdır. Bu ise, ancak faydalı ilimle bilinebilecek bir inceliktir.

Gemi Batarken Allah'a Yönelirler

64 ﴿