67

"Çevresindeki insanların zorla (yakalanıp) kapılmakta olmasına rağmen, (Mekke'yi) güvenlik diyarı yaptığımızı onlar görmediler mi? Hâlâ bâtıla inanıyorlar da, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar".

Önceki Kısımla Münasebet

Bunun tefsiri (manası) açıktır. İnce ve kapalı olan, ayetin daha önceki kısımla ilgilidir. Bu hususta diyoruz ki: Denizde olan insan, kendisini mümkün olan en ileri korkunun içinde hisseder. Evinde oturan kimse ise, mümkün olan en ileri bir emniyet içinde hisseder. Hele de bu ev, korunmuş (emin-emniyetli), bir beldede olursa. Cenab-ı Hak müşriklerin o şiddetli korku esnasındaki hallerinden bahsedip, müşrikler kendilerini o durumda, kendilerini ihlasla Allah'a yönelmiş bulunca, Hak teâlâ onların en ileri bir emniyet hissi içinde bulundukları hallerinden de bahsetmiştir. Bu da onların, Mekke'de evlerinde oluştandır. Çünkü Mekke, onların şehirleri, diyarlarıdır ve onlar orada doğmuş, orada ikamet etmişlerdir ve orası, ayrıca Allah'ın garantisi altındadır. Çünkü oranın etrafında olan kabileler, orada oturanlarla savaşmaktan kaçınır. Orada olmak, kötülükleri ve belaları, insanların canlarından uzak tutar ve orada bulunmak insana yeter. Ayet, "Sizler, en korkulu halinizde Allah'a yalvarıp yakarıyorsunuz. Ama emniyet içinde bulununca, Allah'ı inkar ediyorsunuz. Bu bir çelişkidir. Çünkü sizin tehlike hissettiğiniz o vakitte ihlaslı olarak duâ ve niyazda bulunmanız, nimetlerin ancak Allah'dan olduğunu kesin olarak bilip anlamanızdan ötürüdür. Şu halde bu kurtuluşunuz da gerçekleşmiş büyük bir nimettir ve siz de nimetlerin, ancak Allah'tan olduğunu kabul etmiştiniz. O hakte daha nasıl, bu nimetlere nankörlük ediyor, (Allah'a şirk koşuyorsunuz). Halbuki korku esnasında kendilerinden bir emniyet ve koruma gelmeyeceğini kesin olarak anladığınız o putlara, emniyete erince daha nasıl imân ediyorsunuz?

Allah adına Yalan Uyduranın Zulmü

67 ﴿