25"Mü'minler için, Allah'a verdikleri sözde sadakat gösteren nice adamlar var. İşte onlardan kimi, adadığını ödedi. Kimi de bunu bekliyor. Onlar hiçbir suretle, ahidlerini değiştirmediler. Çünkü Allah sâdık olanlan, sadâkatian sebebiyle mükâfaatiandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak, yahut onlara tevbe nasib edecektir. Şüphe yok ki Allah gafur ve rahîmdir. Allah okâfirleri hiç bir hayra erememiş vaziyette, öfkeleriyle geri çevirdi. Allah mü'minlerin savaşmalarına ihtiyaç bırakmadı. Allah kavîdir, azizdir" Bu ayetler, onların Allah'a, ölmeleri durumu müstesna, peygamberini terketmeyecekleri hususunda verdikleri sözlerini bihakkın yerine getireceklerine bir işarettir. cümlesi, "Onlardan birkısmı savaştı ve şehid edildi. Böylece de adağını yerine getirdi" demektir. Çünkü "nahb", adak manasınadır. Onlardan birkısmı da hâlâ savaşta, ahidlerini yerine getirmek için, şahadet şerbetini meyi gözetiyorlar. Onlar da ahidlerini bozmadılar. Münafıklar ise böyle değildir. Çünkü münafıklar da, "Biz sırtımızı dönüp, savaştan kaçmayacağız" diye söz vermişlerdi. Ama sözlerini değiştirip, gerisin geri döndüler. Cenâb-ı Hak, "Çünkü Allah sâdık olanları, sadâkatleri sebebiyle mükâfaatlandıracaktır" buyurmuştur. Bu, "Onlar vaadlerinde sâdık oldukları gibi, Allah onları, onlara dünya ve ahiret hususunda vaadettiği şeyleri birer birer gerçekleştirmek suretiyle mükâfaatlandırmıştır" demektir, ifadesi, Yalan söyleyen ve vaadlerinde durmayan münafıkları Allah azablandırır" demektir. "Eğer dilerse", yani "azabetmeyi dilerse, onların imân etmelerine mânî olur" "Yahut onlara tevbe nasib eder", yani "İsterse de böyle yapar." Cenâb-ı Hak bunu bu şekilde beyan etmiştir. Çünkü Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in henüz onların iman edeceklerine olan ümidi devam ediyordu. Bundan sonra onlardan birtakım kimseler iman etmiştir. Allahü teâlâ, "Allah, onların günahlarını örtüp bağışladığı için gafur, onlara merhamet edip, iman nasib ettiği için de rahîmdır" buyurmuştur. Binâenaleyh ayetteki bu ifade, daha sonra iman eden kimseler hakkında olmuş olur. Yahut şöyle de denebilir: Allahü teâlâ, gafur ve rahim olmasına rağmen, günahları çok, suçları büyük olduğu için münafıklara azabetmiştir. Eğer suçlan daha az olsaydı, şüphesiz onları da bağışlardı. Daha sonra Cenâb-ı Hak, mü'minlerin sadâkatlarına karşılık, onlara mükâfaat olarak vereceği şeylerin birkısmını açıklayarak, Allah o kafirleri öfkeleriyle geri çevirdi" buyurmuştur. Bu, "Onların öfkeleri teskin olmadan ve hiçbir muradlarına nail olamamış vaziyette, Allah onları geri çevirdi" demektir. "Allah mü'minlerin savaşmasına ihtiyaç bırakmadı" manasınadır "Allah kavidir", yani mü'minlerin savaşmasına muhtaç değildir; "azizdir", yani kâfirlerin kökünü kazımaya ve onları zelil etmeye kadirdir. |
﴾ 25 ﴿