8"O, Allah'a karşı yalan yere iftira mı etti? Yoksa onda bir delilik mi var? Hayır, hayır. Ahirete inanmamakta olanlar orada azabta ve haktan uzak bir sapıklık içindedirler". Cenâb-ı Hakk'ın bu ayeti, şu iki manaya muhtemeldir: a) Bunun, bir önceki ayetteki "Gösterelim mi?" diyen kâfirlerin sözünün devamı olması... b) Bunun, "Gösterelim mi?" diyenlere cevap veren dinleyicilerin sözü olması ihtimali... Bu ikincisine göre, dinleyen kimse sanki, onun "size ... göstereyim mi?" şeklindeki sözünü duyunca, ona, eğer aksine inanıyorsa, "Bu peygamber, Allah'a yalan yere iftira mı ediyor?" der. Eğer, onun gibi inanıyorsa, "Yoksa onda (peygamberde) bir delilik mi var?" der. Bu ayette şöyle bir incelik var: Kâfir, yalanının ortaya çıkarılmasına razı olmaz. İşte bundan ötürü meseleyi iki ihtimale taksim etmiş "iftiracı" iddiasını kesin bir ifade ile belirtmemiş, "iftiracı" veya "deli" olabileceğini söylemiştir. Böylece, kendisine yöneltilebilecek şu itirazdan yakasını kurtarmak istemiştir: "Nasıl ona iftiracı dersin, halbuki o gerçek zannı ile böyle söylemiş olabilir. Bu zannı da onun, bazı durumlarda "itirafçı" veya "yalancı" diye nitelendirilmesine manidir. Baksana, birisi "Zeyd geldi" dese, ama Zeyd'in gelmemiş olduğu anlaşılsa ve ona, "Yalan söyledin" denilse, o, "Ben yalan söylemedim. Onun geldiğini falancadan duydum ve bunun doğru olduğunu sandım" der. Böylece de yalan söyleme işini, bu sanma (zann) ile bertaraf eder. Binâenaleyh o kâfirler de, (birgün) yalanlarının ortaya çıkmasını da nazar-ı dikkate alarak konuşmuşlardır. Dolayısıyla her aklı başında olan insanın, halkın huzurunda yalanının ortaya çıkmasından sakınması ve derece bakımından kâfirlerden daha aşağı düşmemesi gerekir. Daha sonra Cenâb-ı Hak onlara yeniden cevab vermiş, onların, "O, Allah'a karşı yalan yere iftira mı etti?" sözlerine karşılık, "Hayır, hayır. Âhirete inanmamakta olanlar, orada azattadırlar"; "Yoksa onda bir delilik mi var?" sözlerine karşılık da, "(Onlar) haktan uzak bir sapıklık içindedirler" buyurmuştur. Her ikisi de, uygun bir cevaptır. Buradaki azab, doğru söyleyen bir kimseye yalan isnad etmek çok fazla eziyet verdiği içindir. Çünkü bu, o kimsenin azaba müstehak olduğuna bir şehâdettir.İşte, onlar peygamberi yalancı saydıkları için, bu azap onlara verilmiştir. Deliliğe gelince, aklı başında olan birisine bunu isnad etmek, ona eziyet etme açısından, yalancı olduğunu söylemekten daha hafiftir. Çünkü bu takdirde o kimse, onun azablanacağına şehadet etmemiş, ancak onu doğruyu bulamamış olmakla itham etmiştir. Böylece de Cenâb-ı Hak, onların sapıkların tâ kendileri olduğunu beyan etmiş ve sonra onların sapıklıklarını "haktan uzak bir sapıklık" diye tavsif etmiştir. Çünkü hidayete ermiş birisine, sapmış (şaşmış) diyenin kendisi sapmıştır. Hidâyete erdirene sapmış" diyen ise, daha sapık olur. Çünkü Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), her hidayete erenin, rehberidir. |
﴾ 8 ﴿