9

"Gökten ve yerden, önlerinde ne var, arkalarında ne var görmediler mi? Eğer Biz dilersek, onlan yere geçiririz, yahut gökten üstlerine parçalar düşürürüz. Şüphe yok ki bunda Rabbine dönen her kul için elbet bir ayet vardır".

Allahü teâlâ, kendisinin gaybı bilen, kötülüklere ve iyiliklere karşılık veren olduğunu söyleyince, burada yeni bir delilden bahsetmiş ve burada bir tehdidde bulunmuştur. Bu delil, "Gökten ve yerden..." ifadesinden çıkarılmıştır. Çünkü gök ve yer, daha evvelce defalarca anlattığımız gibi, Allah'ın birliğine delalet ederler Yine Cenâb-ı Hak, "Eğer, onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı?" dîye soracak olsan, "Allah" derler." (Lokman. 25) buyurmuştur. O halde bu iki ifade haşre (ve dirilişe) delalet ederler. Çünkü bunlar, Allah'ın kudretinin mükemmel olduğunu gösterirler. Allahü teâlâ'nın yeniden yaratması da kudretinin bir tezahürüdür. Biz bunu defalarca anlattık. Ayrıca Cenâb-ı Hak, "Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi?" (Yasin, 81) buyurmuştur. Buradaki tehdide gelince bu da, Hak teâlâ'nın "Eğer Biz dilersek onlan yere geçiririz" ifadesinde anlatılmaktadır. Bu, "Biz yere batırmak ve üzerlerini örtmek suretiyle, onlara fayda veren şeyin yani toprağın kendini onlara zarar veren hale getiririz" demektir.

Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Şüphe yok ki bunda Rabbine dönen her kul için elbet bir ayet vardır" yani "Allah'a dönüp, taassubu terkeden herkes için bir ayet var" buyurmuştur. Allahü teâlâ kendine yönelenlerden bahsedince, onlardan yönelip de isabet edenlerden de bahsetmiştir. Hazret-i Dâvûd (aleyhisselâm) işte bunlardandır. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Rabbisine istiğfar etti, rükû ile yere kapanıp (Allah'a) yöneldi" (sad, 24) buyurmuştur.

Dâvûd (aleyhisselâm)'a Lütuflar

Cenâb-ı Hak, Dâvûd (aleyhisselâm)'ın yönelişine karşılık ona ne verdiğini şöyle buyurarak ifade etmiştir:

9 ﴿