11"Uzun zırhlar yap. Dokumada intizamı (ölçüyü) gözet" diye (buyurduk). Sâlih amellerde bulunun. Çünkü ben, yaptıklarınız hakkıyla görenim". Ayetin başındaki, en lafzının, edat-ı tefsir olduğu ileri sürülmüştür. Binâenaleyh bu, ervi müfessire olup, "yani uzun zırhlar yap" dedik" manasınadır. O halde bu ifade, bir önceki "Onun için demiri de yumuşattık" cümlesinin, tefsiridir. Aslında bu ifade, "Yapsın diye..." yani, "Biz demiri onun için, uzun zırhlar yapsın diye yumuşattık" takdirindedir. Ayetin takdirinin, "Ona "uzun zırhlar yap diye" ilham ettik" şeklinde olması da mümkündür. Buna göre, "en" İle kullanılan muzarî fiil, masdar-ı müevvele çıkıp, ifâdenin takdiri, "Biz Dâvûd için demiri yumuşattık ve ona, uzun-geniş zırhlar yapmasını ilham ettik" şeklinde olur. Böylece ayette, sıfat zikredilip, onunla mevsuf anlatılmış olur. Allahü teâlâ "Dokumada intizamı (ölçüyü) gözet" buyurmuştur. Müfessirler şöyle demişlerdir: Kalın çivi kullanma, yoksa zırhın delikleri (gözenekleri) büyük olur. Delikleri büyük tutarsan, kurşunlar ve oklar oradan içeri girer. Şöyle de denilebilir: "Serd", örmek-dokumak demektir, öyle ise ayetteki bu ifâde, vâcibliği (farz oluşu) gösteren bir emir olmayıp, ancak kazanç temini için yapılmış bir emirdir. Kazanç ise, ihtiyaca göre yapılmalıdır. Gece ve gündüzden arta kalan zamanlar ise, ibadete harcanmalıdır. Buna göre mana, "Bu işi yaparken, zamanı ölçülü kullan, bütün vaktini kesb (kazanç) İçin harcama. Sadece geçimini temin edecek kadarını kazanca harca" şeklinde olup, aynı ayetteki, "Salih amellerde bulunun" ifadesi de buna delâlet etmektedir. Yani, "Siz aslında amel-i sâlih için yaratıldınız. Binâenaleyh esas olarak (çok olarak) bunu yapın. Zamanı kazanca sarfetmekte ölçülü davranın" demektir. Cenâb-ı Allah daha sonra, "amel-i sâlih" emrini, "Çünkü ben, yaptıklarınızı hakkıyla görenim" buyurarak te'kid etmiştir. Padişah için birşey yapan ve kendisinin onun gözetiminde (gözü önünde) olduğunu bilen kimsenin, o işi güzel ve sağlam yapacağını, o hususta elinden gelen tüm gayretlerini şadedeceğini defalarca anlatmıştık. Süleyman (aleyhisselâm)'ın İnkiyadı Daha sonra Cenâb-ı Hak, kendisine yönelen birisinden, yani Dâvûd (aleyhisselâm)'dan bahsedince, bir başka yönelenden daha bahsetmiştir. Bu da Hazret-i Süleyman (aleyhisselâm)'dır. Nitekim Cenâb-ı Hak, Biz, onun tahtı üzerine bir cesed attık. Sonra o (bize) döndü" (sad. 34) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak, bu dönen zâtın, bu dönüşü ile elde ettiği şeylerden bahsedip şöyle buyurmuştur: |
﴾ 11 ﴿