28

"Andolsun ki biz, kendi çevrenizdeki memleketleri imha ettik. Ayetleri, belki onlar (küfürden imana) dönerler diye, türlü türlü açıkladık. O vakit, Allah'tan başka şefaatçi edindikleri tanrılar onlara yardım etmeli değil mi? Bilakis bunlar, kendilerinden uzaklaşarak kayboldular. Bu, onların yalanlarıdır, uydurmakta oldukları şeydir...".

Bil ki, bu ayetten kastedilen mana, "Ey Mekke kâfirleri, andolsun ki biz, sizin memleketlerinizin etrafında olanları helak etmiştik..." şeklinde olup, bunlar da, Yemen ve Şam'daki Âd ve Semud kavimleridir.

"Ayetlerimizi onlara iyice açıkladık; Ta ki böylece belki o memlekettekiler küfürden imana dönerler" şeklindedir. Buradaki "tasrifu'l-ayât" ifâdesi ile, helak etmeden önce meydana gelmiş olan, o korkunç hallerin beyânı kastedilmiştir. Cübbâî şöyle der: "Ayetteki (......) ifâdesinin manası, "küfürlerinden dönsünler diye" şeklindedir. Binâenaleyh bu, Allahü teâlâ'nın, o kâfirlerin küfürlerinden dönmelerini istediğine; küfürlerinde ısrar etmelerini istemediğine delâlet etmektedir. Buna şu şekilde cevap verebiliriz: Bu, "Allah, o şeyi başkasının yapması halinde, işte bu mezkûr irâdeden dolayı yapacak olduğu şeyi yapmıştır" demektir. Biz bu tevili, Cenâb-ı Hakk'ın, kâinatta ne varsa, onların irâde edicisi olduğuna delâlet eden delillerden dolayı benimsedik.

Şirke Kayma

Daha sonra Cenâb-ı Hak, "O vakit, Allah'tan başka şefaatçi edindikleri tanrılar onlara yardım etmeli değil mi?!" buyurmuştur. "Kurbân", sayesinde Allah'a yaklaşılan şeydir. Buna göre mana, "Onlar o putları, sayelerinde Allah'a yaklaşacaklarını umurak aracı edindiler" şeklinde olur. Çünkü onlar, "Bunlar (bu putlar) Allah yanında bizim şefaatçilerimizde" (Yunus, 18) ve "Biz, bunlara ancak bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" (Zümer, 3) demişlerdir.

Ayetin İ'rabı

Ayetin i'râbı hususunda, şu izah şekilleri vardır:

1) Keşşaf sahibi şöyle der: "Bu ifadedeki "edindiler" fiilinin iki mef'ûlünden biri olan ve 'ye râci olanı hazfedilmiştir. Diğeri de, (......) kelimesidir, (......) kelimesi de haldir." Bu izaha, "iki mef'ûl alan fiilin anlamı, ancak, iki mef'ûlün de lafzan zikredilmesiyle tamam olur. Halbuki, cümlede hâl kelimesinin getirilmesi, o cümlenin bittiğini ihsas ettirir. O halde, iki mef'ûlün arasına, hâl kelimesini getirip sokmanın, asl olan şeyin hilâfına bir hareket tarzı olduğunda şüphe yoktur.." diye karşı çıkılmıştır.

2) Bazı kimseler de, (......) kelimesinin, bu fiilin ikinci mef'ûlü olduğunu ve birincisine, yani (......) kelimesine takdim edilmiş olduğunu söylemişlerdir. Bu izaha da, "Bu, cümlenin, 'ye râci olacak olan zamirden halî ve uzak olduğu neticesine götürür" şeklinde karşı çıkılmıştır.

3) Muhakkik bazı alimler şöyle demişlerdir: "Bu fiilin iki mef'ûlünden birisi zamir olup, bu (......)'ye raci olandır, ikinci mef'ûl; de, atf-ı beyân kabûl edilebilir. Bu ayetin i'râbı hakkındaki görüşleri anladığına göre, şimdi biz diyoruz ki: Bu ayetin maksadı şudur: "Allah'ın imha ettiği bu kimselere, kendilerine taptıkları ve onlara ibadet etmeleri sebebiyle onları Allah'a yaklaştıracaklarını ve kendilerine şefaatçi olacaklarını iddia ettiği bu nesneler, onlara yardım etmeli değil miydi?! (Yardım etmeleri şöyle dursun!) tam aksine, o putlar kendilerine tapanlardan uzaklaştılar. Onlara yardım etme konusunda kayboldular..." Ki bu, onların taptıkları o putların, onlara yardımcı olmalarının imkânsız olduğuna bir işarettir.

İfk Kelimesindeki Kıraatler

Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Bu, onların yalanlandır" buyurmuştur. Yani, "Bu imkânsızlık, onların o putları ilâh edinmeleri demek olan "ifk"lerinin, yatanlarının eseri, şirklerinin ürünü ve Allah'ın ortaklan olduğunu söyleme yalanının, yani Allah'a iftiralarının neticesidir" demektir. Keşşaf sahibi, "ifk" kelimesinin, "efk" şeklinde de okunduğunu söylemiştir ki bu durumda, İfk ve efk kelimeleri hazr ve hızr gibi olur. Yine bu ifâde, fâ'nın ve kâfin fethasıyla, (efekehum...) şeklinde de okunmuştur ki, bu, "Eser ve semeresi bu olan durum, onları haktan çevirdi" demektir. Yine bu ifâde, ileri bir mana ifâde etmesi için, şeddeli olarak (effekuhum...) şeklinde de okunmuştur. Yine, "Bu putlar edinme, onları yalancılar kıldı.." anlamında, (fiil olarak), ve şeklinde de okunmuştur. Yani, "Onların sözü, Ifk'dir" demek olup, bu da, "sözlü yalanla karşılıktır" demektir ki, bu da senin, "yalancı söz" demen gibi olur.

Daha sonra Cenâb-ı Hak, "uydurmakta oldukları şeydir..." buyurmuştur ki, bu, "Bu, Allah'a ortaklar isnad etme hususunda onların bir yalanlan ve iftiralarıdır" demektir. Allah, en iyisini bilendir.

Kur'ân'a İnanan Cinler

28 ﴿