<3 align="justify" style="text-indent: 33pt; line-height: 19pt; margin: 7pt" dir="ltr"> 25

"Muhakkak ki, kendilerine hidayet besbelli olduktan sonra, geriye dönenler (yok mu?) Şeytan onları fitleyip gevşetmiş, onlara mühlet verip oyalamıştır".

Bu ifâde, ya Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in sıfatlarıyla ve peygamber olarak gönderilmesiyle ilgili olan hakikatin, Tevrat'ta kendileri tarafından anlaşılışından sonra mürted olan ehf-i kitaba; yahut da, kendilerine deliller açıklandığında, onları duyup da iman etmeyen herkese bir işarettir ki bunlar da, onun bir hak olduğunu bile bile, riyaset tutkularının, kendilerini, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e tâbi olmaktan alıkoyduğu bir cemaattir.

"Şeytan onları fitledi, yani, gevşetti, mühlet verdi.." Yani onlar, "Biz yaşayalım; sonra iman ederiz" dediler. Bu ifâde, şeklinde de okunmuştur. Buna göre şayet, "imlâ ve imhâl ayni şeydir. Zira, vadeler (müddetler) ancak Allah'tan olur. Daha nasıl (......) şeklinde okuyanın kıraati doğru olur? Çünkü, bu durumda uzun zaman veren, şeytan olur" denilirse, biz deriz ki: Buna şu iki açıdan cevap veririz:

a) Bu ifade ile, "Allah onlara mühlet verdi..' manası kastedilmiştir. Böylece okuyan kimse ifadesi üzerinde vakfetmiş olur.

b) Fitleyen de, aslında şeytan değildir. Bu fitleme işi şeytana Allah'ın onun eline ve lisanına böyle bir kudreti vermesi sebebiyle isnâd edilmiştir. Böylece o şeytan onlara uzun zaman vaad eder ve onlara, "Ömrünüz daha çok, riyasetinizden yararlanın. Sonunda iman edersiniz..." der. Bu ifade, yâ'nın fethası, hemzenin dammesi ile meçhul olarak şeklinde de okunmuştur.

Allah'dan Hiçbirşey Saklanmaz

25 ﴿