26"Bunun sebebi şudur: Çünkü hakikaten onlar, Allah'ın indirdiğini hoş görmeyenlere "Biz size, bazı hususlarda itaat edeceğiz" dediler. Halbuki, Allah, onların gizli konuştuklarını da biliyor". Bazı müfessirler, bu ifadenin başındaki ... "bunun sebebi" ifadesinin, bir önceki ayette geçen mühlet vermeye işaret olduğunu ve mananın, "Bu mühlet verme, onların, Allah'ın indirdiğini hoş görmeyenlere (...) demiş olmaları sebebiyledir" şeklinde olduğunu söylemişlerdir. Bu, Vâhidî'nin tercih ettiği görüştür. Bazıları da, bu kelimenin, bir önceki ayette geçen "süsleme - hoş gösterme" ifadesine işaret olduğunu söylemişlerdir. Şöyle de denebilir. Bu irtidâd (dinden dönüş), onların, "Biz size itaat edeceğiz' demiş olmaları sebebiyledir. Bu böyledir. Çünkü ayetteki, "Biz size bazı hususlarda itaat edeceğiz" ifadesinin, onların, "Biz, Muhammed'in bir peygamber değil, bir yalancı olduğu inancında size uyuyoruz. Ancak biz size, peygamberliğin, hasrın ve putların Allah'a ortak koşulmasını inkârı hususlarında muvafakat etmiyoruz" demeleri manasında olduğunu beyân edeceğiz. Halbuki Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e İman etmeyen, başkasına imân etse de kâfirdir. Hayır, hayır. Hatta, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e iman etmeyen, Allah'a, O'nun peygamberlerine ve hasra da iman etmemiştir. Çünkü Allah Tealâ, mümkün olan o hasrı haber verdiği gibi, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in peygamber olduğunu da haber vermiştir. Bu da mümkündür. Binâenaleyh, Allah'ı, herhangi bir hususunda tasdik etmeyen, yalanını Allah'ın bir başka şey hakkındaki sözüyle bertaraf edemez. Dolayısıyla da ne haşri, ne de herhangi bir peygamberin peygamberliğini kesin bir şekilde tasdik etmiş olmaz. Çünkü bunları tanıyıp bilmek tek birşey demektir. Ayetteki, "Allah'ın indirdiğini hoş görmeyenler..." ifadesi ile, müşrikler ve münafıklar kastedilmiştir. Bununla yahudilerin kastedildiği de söylenmiştir. Çünkü Mekkelıler, yahudilere, "Biz, Hazret-i Muhammed'ın sürülmesi, öldürülmesi ve taraftarlarının kılıçtan geçirilmesi hususunda size muvafakat ediyoruz" demişlerdir. Birinci görüş daha doğrudur. Çünkü ayetin bu ifadesinin, ehl-i hitab (yahudiler) manasında anlaşılması halinde, bu hoş görmeme işi, Allah'ın indirdiği ayetlerin bazılarıyla ilgili olması lazım gelirdi. Fakat biz, bu ifadenin müşriklerle ilgili olduğunu söylersek, bu daha genel ve kapsamlı olmuş olurdu. Çünkü müşrikler hem Allah'ın indirdiğini kerih görmüşler, hem bütün peygamberleri yalanlamışlar, hem de peygamberlik müessesesini hiç kabul etmemişlerdir. Ayetteki, "Bizsize, bazı hususlarda itaat edeceğiz"ifadesi, "Muhammed'e imanla ilgili hususlarda size itaat ederiz. Binâenaleyh biz de iman etmiyoruz. Yani onu yalanlama hususunda sizinle beraberiz. Binâenaleyh sizin onu yalanladığınız gibi, biz de yalanlarız ve yine onu öldürme hususunda da sizinle bareberiz. Fakat Allah'a ortak koşma, putları O'na eş sayma, hasrı ve nübüvveti tamamen inkar hususlarında değil..." demektir. Cenâb-ı Hak, "Halbuki Allah, onların gizli konuştuklarını da biliyor" buyurmuştur. Çoğu âlimler (müfessirler), "Bununla, onları bu sözleri gizliden gizliye konuştukları, ama Allah'ın bunları ifşa edip, Peygamberine (sallallahü aleyhi ve sellem) bildirdiği anlatılmak istenmiştir" demişlerdir. Fakat daha açık olan şöyle denilmesidir: "Allahü teâlâ onların ısrarını, yani onların kalblerinde bulunan ve Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) doğru olduğunu gösteren düşüncelerini bilir. Çünkü onlar, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), kendi oğullarını tanıdıkları gibi, çok iyi biliyorlardı." "Israr" kelimesi, hemzenin kesresi ile, masdar olarak okunmuştur. Bu kıraata göre, bizim verdiğimiz mana açıktır. Çünkü onlar, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in peygamber olduğunu gizlemeye çalışıyorlardı. Fakat "irtidâd edenler" ifadesiyle münafıkların kastedildiğini söylememiz halinde, münafıklar, savaşan kâfirlere, "Biz, bazı hususlarda size itaat edeceğiz" diyorlar ve onların mağlub olmaları halinde, bu düşüncelerinden cayacaklarını gizliyorlardı. Nitekim Cenâb-ı Hak, onların bu halini anlatmak için, "Eğer Rabbinden bir nusret gelirse, mutlaka Biz sizinle beraberiz" derler"(Ankebût, 10) ve "Korku geldiği zaman, sizi keskin dilleriyle incitirler" (Ahzab, 19) buyurmuştur. Feci Can Verişleri |
﴾ 26 ﴿