28

"Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar gerçekten Allah'ı kızdıran şeylere tabî oldular ve O'nun rızasından hoşlanmadılar. O da, bunların amel ve hareketlerini boşa çıkardı".

Burada şöyle bir incelik vardır: Allahü teâlâ, bir önceki ayetinde yüze ve kıçlara vurmadan bahsetmiş ve daha sonra da iki şeyi, yani Allah'ı kandıran şeylere tabi olmayı ve O'nun rızasından hoşlanmamayı zikretmiştir. Böylece Cenâb-ı Hak âdeta, bu iki işi karşılaştırmış ve "melekler, onlar Allah'ı kızdıran şeylere yöneldikleri için onların yüzüne vururlar. Çünkü birşeyi olabilir sayan ona yönelmiş demektir; onlar, kendisinde Allah'ın rızasının olduğu şeyden yüz çevirdikleri için melekler onların kıçlarına vururlar. Çünkü birşeyden hoşlanmayan, ondan yüz çevirir" buyurmuştur.

Kızdıran Şeyler

Ayetteki, "Allah'ı kızdıran şeyler..." ifadesi ile ilgili şu izahlar yapılabilir:

a) Bu, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i İnkârdır. Allah'ın razı olduğu şey ise, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i kabul edip, müslüman olmaktır.

b) Allah'ı kızdıran şey, küfür; O'nun razı olduğu şey ise İmandır. Bunun delili, "Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) Allah sizden müstağnidir ve kulları için, küfre razı olmaz. Ama şükrederseniz, sizin için bundan hoşlanır" (Zümer, 7) ayetidir. Yine Cenâb-ı Hak, "İman edip, salih ameller işleyen kimseler yok mu, işte onlar en hayırlı kimselerdir... Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'dan..." (Beyyine, 7-8) buyurmuştur.

c) Allah'ı kızdıran şey, şeytanın (kötülükleri) hoş göstermesi; razı olduğu şey ise, delillere ve Kur'ân'a dayanmaktır. Buna göre eğer, "Onlar, Allah'ın rızasından hoşlanmadıklarını söylemiyorlardı, aksine "Bizim üzerinde bulunduğumuz hal, Allah'ın rızasına uygun. Biz ancak Allah'ın rızasını istiyoruz" diyorlardı. Nasıl böyle olmasın ki, çünkü müşrikler bile, şirkleri hususunda, "biz bununla Allah'ın rızasını kazanmayı istiyoruz" diyorlardı. Çünkü onlar "Putlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" ve "Bize şefaatçi olsunlar diye ibadet ediyoruz" diyorlardı.

Binâenaleyh diyoruz ki: Bu ayet, "Onlar, Allah'ın razı olacağı şeyleri kerih görüyorlardı" manasındadır. Burada şöyle bir incelik vardır: Allahü teâlâ, "Allah'ı kızdıran şeyler" buyurmuş, buna mukabil, "Allah'ı razı edecek şeyler..." buyurmam ıştır. Çünkü Allah'ın rahmeti, herşeyden ileridir. Dolayısıyla Allah için sabit derin bir rahmet söz konusudur ki rahmet, rıza-ı ilâhinin kaynağıdır. Allah'ın gazabı ise, sonradır. Çünkü Allah'ın gazabı, yapılan bir günahtan ötürü olur. İşte bu sebepten ötürü, Allahü teâlâ, ayette "Allah'ı razı edecek şeylerden" yerine, "O'nun rızasından..." buyurmuştur. Çünkü Allah'ın rızası, her zaman bulunan, herşeyden önce gelen bir vasıftır. İşte bu sebeple, gazabının var olması, rızasının var olması gibi olmadığına bir işaret olsun diye, (masdar olarak), "Allah'ın gazabı" yerine, "Allah'ı kızdıran şeyler... "buyurmuştur. İşte bu incelikten ötürü Cenâb-ı Hak, lian ayetinde, kadınla ilgili kısımda, "Beşinci (yeminde de), "Eğer o doğru söyleyenlerdense, Allah'ın gazabı kendi üzerine olsun" (der)"(Nur, 9) buyurmuştur. Bu ayete izafetle, "Allah'ın gazabı" ifadesi kullanılmıştır. Çünkü (ayette) erkeğin lanet okuması, sözü ve yemini ile hanımının zina ettiğini söylemesinden öncedir. Böyle kötü bir iş yok iken, Allah'ın gazabı söz konusu değildir. Halbuki Allah'ın rızası, fiilin kendisinden kaynaklandığı bir vasıftır. Allah'ın gazabı ise, kişinin fiilenden dolayı ortaya çıkan bir durumdur.

Buna şöyle bir misal verebiliriz: Kerem (cömertlik) kalbine iyice kök salmış kerim kimseyi, bu keremi, iyi işler yapmaya sevkeder. Binâenaleyh kötülük yapan kişi çok kötülük yaptığında, bu kerim zâtın gazabı, kendisinde bulunan bir sıfattan kaynaklandığı için değil, aksine kötü kişinin kötülüğünden ötürü ortaya çıkmış olur ve onun halini düzeltmek, diğer insanları aynı kötülüğü yapmaktan menetmek için olur. İşte bundan ötürü, "O kerimdir. Onun keremi, içinde bulunan güzel huylardan ötürüdür. Fakat falanca onu kızdırdı da, bundan dolayı ondan gazab sâdır oldu" denilir. Böylece gazab, kızdıranın fiilinden dolayı o kerim zatta sâdır olan bir şey; güzel fiiller İse, o kerimin bizzat kereminden kaynaklanan birşey sayılmış olur.

Binâenaleyh kerîmdeki gazab bir fiilden sonra, iyi fiilleri ise, kereminden sonradır. İşte bundan hareketle, ayetteki, "Onlar gerçekten Allah'ı kızdıran şeylere tabî oldular ve O'nun rızasından hoşlanmadılar" ifadesinin inceliği anlaşılır.

Cenâb-ı Hak sonra, "Onlar Allah'ın rızasını elde etmeye uğraşmadıkları, aksine şeytanın ve putlarının hoşnudluğunu elde etmeyi istedikleri için, Allah onların "amel ve hareketlerini boşa çıkardı" buyurmuştur.

Allah Sırlarını Faş Eder

28 ﴿