29"Yoksa kalblerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın, kinlerini asla (meydana) vurmayacağını mı sandılar" Ayetin bu ifadesi, münafıklara işarettir. Ayetin başındaki (yoksa) edatı, istifham manasına alınacak olursa, ikinci bir istifham cümlesi olmalıdır. Çünkü fi edatı, em-i muttasıla kabul edildiğinde, daha önce başka bir İstifham cümlesinin geçmiş olmasını gerektirir. Nitekim Arapça'da, "Zeyd mi evde, yoksa Amr mı?" denilir. Fakat em-i munkatta, bunu gerektirmez. Nitekim Arapça'da, "Bu, Zeyd'dir, daha doğrusu Amr'dır" denildiği gibi, aynı manada da denilir. Müfessirler, bu edatın, em-i munkatıa olduğu kanatındadırlar. Bunun, istifham için, yani em-i muttasıla olduğu da söylenebilir: Bu durumda, önce geçen soru cümlesi ise, "Halbuki Allah onların gizli konuşmalarını bilir" ayetinden anlaşılan husustur. Cenab-ı Hak buna göre sanki, "Kâfirler, Allah'ın, onların gizli konuşmalarını bilemeyeceğini mi sanıyorlar, yoksa münafıklar, Allah'ın, onların gizli gizli konuştuktan şeyleri ortaya çıkarıp ifşa etmeyeceğini mi sanırlar?" Bu iki sanış da, kısırdır-yanlıştır, Allah onların hepsini bilir, hepsini ortaya çıkarır" buyurmuştur. Bunun böyle olduğunu, şu husus da te'yîd eder. Em-i munkatıa, neredeyse sözün başında hiç gelmez. Ootayroyte da, dokudan doğruya, denilemeyeceği gibi, de denilemez. Ayette geçen "çıkarma" fiili, "ortaya koyma, açığa çıkarma" manasına olup, kin, garaz, hastalık (nifak) gibi manalara gelip, müfredl, şeklindedir. Münafıkların Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e Bildirilmesi |
﴾ 29 ﴿