36

"Dünya hayatı, ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Eğer iman eder, (şirkten) sakınırsanız, size mükâfaatlarınızı verir. O, sizden mallarınızın (tamamını da) istemez".

Bu ayet-i kerime tesellî etmek için olup, "Dünya, seni, cihâd vasıtasıyla ahireti talep etmekten nasıl alıkoyabilir? Sen, yardıma mazhar olduğun ve gâlib kılındığın için, dünyayı mutlaka elde edeceksin.. Eğer, dünyayı elde edemezsen, şunu da bilesin ki, amellerin eksiltilmez. Ya bir şey elde edemezsen durum nasıl olur? Şayet bir şey elde edememiş, buna mukabil, sana birşey verilmemiş ise, senin bu dünya hayatına, o bir oyun ve eğlence olduğu için, iltifat etmemen gerekir.

Biz, "la'b" ve "lehv"in ne demek olduğunu defalarca anlattık. "La'b", kendisiyle meşgul olduğunu, ama kendisinde, o anda bir zaruret bulunmayan; gelecekte de, bir faydası umulmayan şeydir. Sonra İnsan o şeyi yapsa, bu da onu, başkasından alıkoymayıp, daha mühim şeylere eğilmesine mani olmazsa, bu şeye "la'b" (oyun); insanın onu kullanıp, bu şeyin, onu başka şeylerden alıkoyması ve böylece de daha mühim şeyleri yapmasına mani olması halinde de bu şey bir "lehv" olur İşte bundan dolayı, insanı başka şeylerden alıkoyduğu için oyun eğlence aletlerine, melahi; bunun aşağısında olanlara da meselâ satranç oyunu, güvercin uçurmak gibi-, la'b denilmiştir. Biz bunu defalarca anlatmıştık.

Ayetteki "Eğer iman eder, (şirkten) sakınırsanız, size mükâfaatlarınızı verir" ifadesi, yukarıda geçen va'din yeniden ifâdesi olup, buradaki mûkâfaatın (ücret)in, "siz" zamirine izafesi, marifelik (belirsizlik) için olup bu, "Allah'ın size, ecr-i kerim, ecr-i kebir ve ecr-i azim diye bildirmiş olduğu ücrettir" demektir.

Mal İsteme

Ayetteki "O, sizden mallarınızın (tamamını da) istemez" ifadesiyle ilgili olarak şu manalar verilebilir:

a) Cihad için, mutlaka infakta bulunmak gerekir. Binâenaleyh eğer birisi "Ben malımı vermem" diyecek olsa, ona, "Allah sizden zekât ve ganimet gibi belli yerlerde kullanacağınız mallarınız ile ihtiyaçlarınız için lazım olan mallarınızı istemiyor" denilir.

b) Mallar zaten Allah'ındır ve sizde bir emanettir. Allah sizden onları geri istemiş, yahut da onları cihad yönünde sarfetmeniz için müsaade ve yetki vermiştir. Binâenaleyh O'nun malları hususunda cimrilik etmeyin. Allahü teâlâ, bu hususa, "Size ne oluyor da Allah yolunda infâk etmiyorsunuz. Halbuki göklerin ve yerin mirası (mülkiyeti) Allah'ındır"(Hadid, 10) yani herşey Allah'ındır" buyurarak işaret etmiştir.

c) Allah sizin mallarınızın hepsini değil, ancak mallarınızın az bir kısmını, yani kırkta birini istiyor. Bu İse, gerçekten pek azdır. Çünkü ondabir zaten en küçük parçadır. Bundan daha küçük olup, Özel ismi olan bir parça yoktur. Onbirde birden, yüzde bire kadar olan cüzler de, kendilerine fayda kıymet verilmediği için (Arapça'da) müstakil bir isimleri yoktur, öte yandan, Allahü teâlâ bunu, anaparada farz kılmamış, aksine, hernekadar anaparada böyle ise de, bu mana kârda daha açık olduğu için bunu, kendisinin bir lutfu ve bağışı olan kârda vacip kılmıştır. Mal da, ticaret için harcanan harcanmayan diye iki kısma ayrılıp, ticaret için harcanan (kullanılan) kısmı, bu iki kısımdan biri olup, ticaret de, kazanç getirmeye ve getirmemeye ihtimalli olunca, bu kısım iki kısma ayrılmış ve böylece, zekât kazancın, dörtte biri nisbetinde olmuş da, Cenâb-ı Hak, kazanç olan kısmın dörtte birinde bunu vâcib (farz) kılmıştır ki bundaki zekât miktarı da onda birdir. Binaenaleyh bu, ondabirin dörtte biri olur. İşte farz olan budur. Allahü teâlâ'nın böylece, sizin mallarınızın hepsini veya çoğunu istemediği anlaşılır.

İnsanın Cimriliği

36 ﴿