20"Yeryüzünde kesin bilgiye ulaşacaklar için. nice ayetler vardır". Bu hususta, muhtemel şu iki izah yapılabilir: a) Bu ifâde, Cenâb-ı Hakk'ın, "Şüphesiz ki, size vaadolunan elbette doğrudur. Şüphesiz ki ceza da elbette vâkidir" (Zâriyât. 5-6) ayetleri ile ilgilidir. O halde bu demektir ki, bu ifâdede, onlara o haşrin olacağına dair bir delâlet bulunmaktadır. Nitekim Cenâb-ı Hak da, "Senin hakikaten boynunu bükmüş gördüğün arz da O'nun ayetlerindendir. Fakat biz suyu indirdiğimiz vakit o, harekete gelir, kabam. Ona muhakkak can veren Allah, elbette ölüleri de dirilticidir..." (Fussilet, 39) buyurmuştur. b) Bu, müttakilerin fiilleri ile ilgili bir ifâdedir. Çünkü müttakiler, Allah'dan çekinir, böylece O'nu ulularlar ve derken, Allah'ın kullarına karşı şefkat saçarlar. Onlar için hem yeryüzünde, hem de kendilerinde, bu hususta isabet edip hakkı bulduklarına dair ayetler vardır. Çünkü, yeryüzünde' kendisi için ilginç ayet ve göstergeler bulunan şahsın, tam bir kudreti var demektir. Dolayısıyla, kendisinden haşyet içinde olunur ve kendisinden ittikâ edilir. İnsanların nefislerinde de, üstün hikmetleri, bol nimetleri bulunan zât, ibâdet olunmaya müstehaktır ve kendisine ibâdet etmek için uykusuz kalmaya değer... Binâenaleyh kul, İbâdetlerini, o zâtın kendisine verdiği nimetlerle Karşılaştırdığında, ibâdetlerini, o nimetlerin şükrünü karşılamaktan daha az bulur da, bu hususta kusurlu oluşundan dolayı mağfiret talebinde bulunur. Rızkının semâdan Allah'tan) olduğunu anladığı anda, malında cimrilik etmez... Bu demektir ki, bu sonra gelen üç ayette de, önce olan ayetlerin yeniden ele alınması ve te'kîd edilmesi bulunmaktadır. Buna göre ayetteki, "Semânın ve yerin Rabbine andolsun..." (Zâriyât, 33) ifâdesinin, birinci mu'teriza cümlesinden sonra getirilmesi daha güçlü ve daha açık olmuştur. Bu ifadeyle ilgili birkaç mesele vardır: Birinci Mesele Cenâb-ı Hak, "Ölü toprak ki biz onu canlandırdık onlar için bir ibrettir" (Yasin, 33) demek suretiyle, yerden çıkarılan delillerin herkes için söz konusu olduğunu belirttikten sonra burada, daha nasıl bu delilleri, mükinîn (kesinkes inananlar)e tahsis etmiştir? Cevap: Biz deriz ki, biz daha önce şöyle demiştik: Yemin, delil getiren kimsenin, en son başvuracağı şeydir. Bu böyledir, zira bu kimse ilk önce, delillerini getirir. Eğer tasdik olunursa ne âlâ.. Yok eğer tasdik edilmezse, karşı taraf onun mutlaka, bâtılda ısrar ettiğini söyler. Çünkü o, bunu çürütmeye gücü yetmeyip onu, tasdik de etmeyince, beri tarafın çok kuvvetli bir cedel kabiliyeti olduğunu kabul eder ve ona gurur isnad eder. Böylece de, yemin etmeye yol açılır. Yeryüzünün delilleri, ona fayda vermemiştir. Çünkü, ifadesiyle yapılan yeminler, delillerin daha önce getirilmiş olduğuna delâlet etmektedir. Cenâb-ı Hak ayetlerini getirip, bu da fayda vermeyince, bu sefer bu hususta her ne kadar da muannit ve ısrarlı kimseler için bir fayda elde edilemezse bile "Yeryüzünde kesin bilgiye ulaşacak kimseler için, nice ayetler vardır" buyurmuştur. Ama, Yâsîn ve yeryüzünün delillerinin bütün insanlar için zikredildiği diğer yerlerde ise, yemin bulunmamıştır. Yeminden önce, ayetler zikredilmiştir. Dolayısıyla da, "Yeryüzü kendisine nazar edenler için, apaçık ayetlerdir..." denilmiştir. Daha sahih olan, ikinci bir ceyap şekli de şudur: Burada, bilfiil ayetler vardır. Bunlardan ibret alanlar da, mü'minlerdir. Dolayısıyla da, bu mucize, delil olma işi, onlar için tahakkuk etmiştir. Ama, Cenâb-ı Hakk'ın, herkes için ayetler bulunduğunu söylediği yerlerdeki mana, "Düşünceleri, tefekkür etmeleri halinde, arzda herkes için ayetler vardır" şeklindedir. İkinci Mesele Cenâb-ı Hak burada, "Arzda, ... nice ayetler vardır" buyurmuş; orada ise, "ölü arz onlar için bir ayettir..." (Yâsîn, 33) demiştir. (Niçin?) Biz deriz ,ki: Cenâb-ı Hak, ayetlerin, kesin inananlar için olduğunu söyleyince, bu ifâdeyi çoğul getirmiştir. Çünkü, inanç noktasında, kesinlik derecesine ulaşmış olan kimse, hiçbir surette, hiçbir zaman ve hiçbir yerde, Allah'tan gaflet edemez ve her şeyde, O'nu gösteren ayetler ve deliller görür. Ama, gafil kimseye gelince bu, pekçok şey neticesinde ancak uyanabilir... Binâenaleyh, her şey, bu gafil kimse için tek bir ayet gibi olmuş olur (Onun için Yâsîn, 33'de kelime tekil gelmiştir:) Kendi Varlığınızdaki Deliller |
﴾ 20 ﴿