24

"ibrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana ulaştı mı?".

Bu ifade, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in kalbinin, başka peygamberlerin başına da, kendi başına gelenlerin geldiğinin beyân edilerek, teseflî edilişine bir işarettir.

Cenâb-ı Hak, peygamberlerin büyüğü dedesi olduğu için, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in de, bazı konularda onun sünneti (yolu) üzere oluşundan dolayı, kavmini o misafirlerin başına gelen ile ve sapık günahkârların üzerine taşların yağdırılması ile inzâr etsin diye, burada Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'i tercih etmiştir.

Bu ifâdeyle ilgili birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Bu ayetin maksadı, yukarıda bahsedilen teselli ve inzâr olduğuna göre, misafirler kıssasının bunda nakledilmesindeki hikmet nedir? Deriz ki: Bu, peygamberler için, bir atlamaya, cahil ve ahmak kimseler için de, onlara hiç ummadıkları bir taraftan pelip çattığı için, bir belaya işarettir. Nitekim Hak teâlâ "Allah(ın azabı) onlara, hiç hesap etmedikleri taraftan geldi" (Haşr, 2) buyurmuştur. Dolayısıyla, makam ve nevkinin yüksekliğine rağmen, Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'in bile, o azabın indirileceğine dair haberi yoktu.

Melekleri "Misafir" Diye Niteleme

Cenâb-ı Hak, o melekler hiç de (aslında) misafir olmadıkları halde, onlara nasıl "misafir" diyebilmiştir? Deriz ki: Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm) onları misafir gibi görüp öyle sandığı için, Cenâb-ı Hak, ona bir ikram ve lütuf olmak üzere, onun bu zannında yanıldığını açıklamadı. Nitekim muhakkik âlimlerin sözleri arasında şöyle bir cümle vardır: Sadık, dediği doğru çıkan; sıddık ise, olanı söyleyendir.

Müfredin Cemi İle Tavsifi

(......) müfred (tekil) bir kelimedir. "Mükremîn" ise, çoğuldur. Öyle ise, nasıl müfred bir kelimeye, cemî bir kelime sıfat olarak gelebilmiştir? Deriz ki: "Dayf", çoğul için de kullanılan bir kelimedir. Nitekim Arapça'da, "kavmün dayfun" "misafir topluluk" denilir. Bir de bu kelime masdardır. Böylece masdar olma açısından tıpkı mesela az önceki (22.) ayette geçen rızk masdarının kullanılışı gibidir. Cenâb-ı Hak o melekleri, ya "ikram olunmuş, şeref verilmiş kullar" olduğu için, "Aksine onlar mükremûn kullardır"(Enbiyâ, 26) ayetinde buyurulduğu gibi, yahut da İbrahim (aleyhisselâm) onlara ikram ettiği için, "mükremîn" "ikram olunanlar" diye nitelemiştir.

İbrahim (aleyhisselâm)'in İkramı

Buna göre eğer, "Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm) onlara ne ile ikramda bulunmuştur?" denilirse, deriz ki: Önce, güler yüzle; ikinci olarak, en güzel ve en iyi yere oturtmakla; üçüncü olarak, yiyecek şeyi hemen (gecikmeden) sunmakla; daha sonra da misafirlere yemelerini ve oturmalarını teklif etmekle ikram etmiştir. Bir görüşe göre bu meleklerin sayısı biri Cebrail (aleyhisselâm), biri Mikâil (aleyhisselâm) ve bir üçüncü melek olmak üzere üç idi; bir görüşe göre on idi, diğer bir görüşe göre ise, oniki idi.

Meleklerin İbrahim (aleyhisselâm)'e Geliş Sebebi

"Biz, mücrim bir kavme gönderildik (onları azab için)" (Hicr, 58) ayetine bakıldığında, melekler azab için gönderil- mislerdi ve o mücrim kavim, İbrahim (aleyhisselâm) kavmi olmayıp,

Hazret-i Lût (aleyhisselâm)'un kavmi idi. Öyleyse onların Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'e uğrayışlarının hikmeti nedir? Deriz ki: Burada üstün bir hikmet vardır ve bunu şu iki şekilde, izah edebiliriz:

a) ibrahim (aleyhisselâm), peygamberlerin pîri idi ve Hazret-i Lût (aleyhisselâm) da, Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'in Kavmindendi. Büyük padişahın, kendisine bağlı ve itaatkâr olan kimse için, başkasına Dir elçi gönderdiğinde, o elçisine, "Falana da uğra ve ona, falancaya görevli olarak gittiğini haber ver ve bu hususta onun görüşünü al" demesi, o kimse için bir ikram

b) Allahü teâlâ büyük bir kavmi ve kalabalığı helak etmeyi takdir edip, bu da Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)'in Allah'ın kullarına karşı olan şefkatinden ötürü, onu üzecek birşey olduğu için, o meleklerine, "İbrahim'e, helak olacak bu insanların binlerce katı miktarda, soyundan gelecek olan ve soyundan peygamberler çıkacak olan bir çocuğu olacağını müjdeleyin" demelerini emretmiştir.

Misafirlerin Onu Selamlamaları

24 ﴿