33"Çünkü üzerlerine çamurdan taşlar atacağız". Cenâb-ı Hak bu ifade ile, onların niçin gönderildiklerini beyan buyurmuştur. Biz bunu Ankebut Sûresi'nde açıklamış ve bunun, lûtilikte bulunanları (homoseksüelleri) recmetmenin (taşlayıp öldürmenin) vâcib (farz) olduğunun delili olduğunu söylemiştik. Bu ifadeyle İlgili birkaç mesele var: İmha İçin Çok Sayıda Meleğe Lüzum? Bir tanesi bile kanadının tüyüyle şehirleri alt üst etmeye yeterken, bu melekleri toptan göndermeye ne gerek var? Deriz ki: Kudret sahibi olan padişah, bazan güçsüz bir kişiye, önemli bir kimseyi öldürmesini veya önemli, hatırı sayılır birisine, önemsiz bir şahsa hizmet etmesini emredebilir. Bu onun nüfuzunun geçerli olduğunu göstermek için böyle yapılır. Çünkü pek çok mahlukatı, bit ile, çekirge ile, pire ile hatta hayat için gerekli olan hava ile, (rüzgâr) ile imha ettiğinde, bu, onun büyük kudretini gösterir. Şimdi az olmalarına rağmen, Bedir'deki kâfirleri öldürme işini, binlerce meleğine emretmesi, O'nun emrinin ne denli geçerli olduğunu ortaya kor. Burada şöyle diğer bir incelik de vardır: Büyük bir padişahın, düşmanlarını yenmek için, yardım emri altında olanlardan yardım istediğinde, emrindekiler büyük bir orduyla destek verirlerse, bu, onların padişahlarına gösterdikleri bir saygı olur. Düşman çok olur ve buna göre, destek de olursa, bu saygı daha mükemmel olur. Fakat Allahü teâlâ, Hazret-i Lût (aleyhisselâm)'a onbin melek göndererek, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e de beşbin melek göndererek destek vermiştir. Bu iki sayı arasındaki farklılık, küçümsenecek gibi değil. Bu hususu, "Ondan sonra, kavminin üzerine, gökten bir ordu indermedik" (Yâsîn, 28) ayetinin tefsirinde bir nebze anlatmıştık. Taşın Çamurdan Olması Ayette bahsedilen taşın, çamurdan olma bir taş olarak nitelenip te'kîd edilişinin hikmeti nedir? Deriz ki: Bazı kimseler, doluya da "taş" derler. Böylece ayetteki "çamurdan" ifadesi, bunun dolu zannedilme ihtimalini ortadan kaldırır. Bil ki bazı kimseler şöyle bir iddiada bulunmuşlardır! "Gökten inen her şey, ancak bir dolu, yahut da piyadelerin, atıcıların kullandıkları saçma biçiminde yuvarlak, çamurdan taş haline gelir. Bunun sebebi şudur: Kuvvetli bir fırtına, mamur olmayan, evler bulunmayan büyük çöllerden kumları göğe kaldırır ve rüzgârlar, onları bazı yerlere taşır. Derken bunlar önemli bir manaya tesadüf edip, adeta ıslak bir çamur haline gelir. Islak çamur, yukardan aşağı dağılıp inerken yuvarlaklasın Bunun böyle oluşunun delili şudur: Sen suyu yukarıya doğru atarsan, sonra da onun inişine bakarsan, büyük inci taneleri tarzında yuvarlak küreler şeklinde indiğini görürsün. İnerken, tesadüfen bunlar havadaki kızgın şeylerle çarpışırlar. Derken bu kızgın şeyler, o yuvarlak çamurları, pişmiş kiremitler gibi taş haline sokar. Böylece aşağı doğru iner, Allahü teâlâ'nın, öldürmeyi takdir ettiği kemselere isabet eder. Çoğu kez de meskun olmayan yerlere inerler ve böylece görülmezler, ne olduğu bilinmezler. İşte bundan ötürü Cenâb-ı Hak bu ayette, "çamurdan taşlar" buyurmuştur. Çünkü yıldırımlardaki tas gibi, çamur olmayan şeyler, "yağdı" denecek bir şekilde çok olmaz." Bu izah, zorakî bir izahtır. Aklı mükemmel olan kimse, bu fikri, söyleyene nisbet ederek, der ki: Şayet bu fırtına bir başka hâdise sebebiyle vaki olmuş ise, bu durumda teselsül gerekir. Neticede mahluk olmayan bir halika varıp dayanması gerekir. Bu halikın mutlak hür ve irade sahibi bir fail olması gerekir. Hür ve irade sahibi bir kimse de, dediğini yapan kimsedir. Binâenaleyh bu kimse, herhangi bir sıcaklık ve kum olmaksızın, o çamurdan taşları başka şekilde yaratabilir. Fakat akıl için, bunun varedilişinin böyle olduğunu kesin söyleme imkânı yoktur. Aklın ulaşamadığı şeyleri, nakil ile alıp söylemek (öğrenmek) gerekir. Bu hususta da, nass (ayet) vardır. Dolayısıyla biz, ona itibâr ediyoruz. Bunun keyfiyyetini bilemiyoruz. Malum olan husus, o çamurdan taşların gökten inişlerinin daha garip ve daha şaşırtıcı oluşudur. Çünkü alışılmış duruma göre, o taşların, mutlaka uzun bir süre ateşte kalıp pişmiş olmaları gerekir. Alametli Taşlar |
﴾ 33 ﴿