45

"Böylece ayakta durmayla güç yetiremediler, yardım edenleri de olmadı".

Bu ayet hakkında şu iki izah var:

a) Bu, onların kaçmaktan ve firar etmekten, son derece âciz kaldıklarını anlatmaktadır. Çünkü ayağa kalkmaya bile gücü olmayan, kaçmak şöyle dursun, yürüyemez bile. Buna göre, burada lafızla ilgili birtakım incelikler var:

1) Bu, (......) ile ilgilidir. Zira "İstita'a", "kudret"ten biraz daha aşağıdır. Çünkü "istita'a"da birşeye güç yetirmeyi isteme manası vardır. Dolayısıyla bu, yalnız başına olamama, tam güç sahibi olamamayı ifade eder. Binâenaleyh birşeyden medet uman kimse, o şeye kadir olandan daha aşağı güce sahiptir. İşte bundan ötürü Kelâmcıtar, Allah'dan istenen ve O'ndan alınan bir kudrete işaret için, "istita'a, ya fiil ile beraber bulunur, yahut da fiilden hemen önce bulunur" demişlerdir. İşte bu hususu (Maide, 112) ifadesini tâ ile "Rabbinden isteyebilir misin?" manasında okuyanlar, bu kudretin Allah'dan olduğuna işaret etmek istemişlerdir. Binâenaleyh, ifadesi, "Onlar ayağa kalkmaya kadir olamadılar" ifadesinden daha beliğdir.

2) Ayetteki "kıyâm"ın başına harf-i cerri ziyade olarak getirilmiştir. Bunun te'kid için getirildiğini biliyorsun.

3) "Kaçma" yerine, kıyamın (ayağa kalkma)nın getirilmesi, daha önce de bahsettiğimiz gibi, kıyamdan âciz olanın kaçmaktan haydi haydi âciz olduğunu gösterir.

b) Ayetteki, "Ayakta durma" ifadesiyle, ilgili işin yerine getirilmesi kastedilmiş olup, takdiri, "O işi yerine getirmeye güç yetiremediler" şeklindedir.

Cenâb-ı Hakk'ın "Yardım edenleri de olmadı" ifadesi, "Onlar bozulup kaçmaya da güç yetiremediler. Bunu yapamayan kılıçtan geçirilir ve onlardan her türlü imkân ile intikam alınır" demektir. Çünkü bu, canı kurtarmaktır. Onlar bunu da yapamamış, canlarını kurtaramamışlardır. Bilirsin ki bir kimsenin, ifâdesi, ve ifadelerinden daha beliğdir. Buna şöyle cevap verilir. Takdiri gerekli iken, bu terkedilmiştir ifâdesi, "bu durumda olan..." demektir. Nitekim, "Falana yardım olunmaz" yahut da, "Falancaya yardım edilmedi" dersin.

45 ﴿