55"Sen vaazet, hatırlat. Çünkü şüphesiz va'z-u öğüt (hatırlatma) mü'minlere fayda verir". Bu, "bahsedilen yüz çevirme mutlak, kayıtsız şartsız değildir. Aksine (duruma), bazan yüz çevir, bazan yönel, bazan davet et, bazan aldırma. Onlardan yüz çevirme sana zarar vermez. Öğüt de mü'minlere karşı yapılması durumu müstesna, toyda vermez" demektir. Burada, bundan daha ince şöyle bir mana var: Hidayet edenin hidayeti faydalı uçtuğu zaman, onun mükâfaatı da çok olur. Binâenaleyh Hak teâlâ, "Onlardan yüz ver deyince, birisi, "O halde bu durumda, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) için büyük bir olmaz" diyebilir. İşte buna karşılık Cenâb-ı Hak, "Evet. Çünkü mü'minlerde çokluk vardır. Sen onlara va'z-u nasihat ettiğinde onların hidayetleri artar. Senin sözünden ötürü hidayetin artması da, topluluğun sayısının artması gibidir. Çünkü aek çok sayıdaki insandan herbiri bir veya iki rekât namaz kılıp, az sayıdaki topluluktan larbiri de biner rekât namaz kıldığında, az sayıdakilerin çokça yapmış oldukları ibadet, ayıca fazla olanların ibadeti gibi olur. O halde hidayet edene, her hidayete erdiğinin sapacağı ibadeti sayısınca ücret vardır, hidayete ermişlerin ücretinden de, bundan birşey eksiltilmez. Nitekim Hak teâlâ da, "Şüphesiz senin için bir ücret var..."(Kalem, 3) buyurmuştur. Bu eğer sen, mü'minlerin faydalanmaları sebebiyle yüz hatta muannidlerden yüz çevirmen durumunda bile, sana ecir vardır"demektir. Ayetteki, "Çünkü şüphesiz zikrâ, mü'minkre fayda verir" ifadesi hakkında şu izahlar yapılabilir: a) Bununla, mü'minlerin "yakîn" inançlarındaki kuvvetleri kastedilmiş olup, bu tıpkı, "imanlarını artırsınlar diye..."(Fetih,4), "îman edenlere gelince, busûreonların imanını artırır" (Tevbe, 124) ve (Allah) onların hidayetini artırdı ve onlara takvalarını nasib etti" (Muhammed, 17) ayetlerinde ifade edildiği gibidir. b) Bu, "Va'z-u nasihat, senden sonra gelen mü'minlere fayda verir" demektir ve bu "Sen çokça, tekrar tekrar öğütte, hatırlatmada bulunursan, bu durum senden tevatür ile nakledilir. Dolayısıyla bundan, senden sonra gelen mü'minler de istifade eder" manasınadır. c) Öğüt, eğer kâfirin iman etmesini sağlasaydı, kâfir, imana girerek bundan faydalanmış olurdu. Çünkü o, mü'min olmuştur. Eğer bu ona fayda vermez ise, yine de bir hasene meydana gelmiş olur ve bu, mü'minlerin hasenelerine eklenmiş olur Dolayısıyla bundan mü'minler istifade etmiş olur. Ayetin bu ifadesi, "İşte bunlar, vâris kılındığınız cennetlerdir" (Zuhruf, 72) ayetinde anlatılan husustur. Hilkatten Maksad İbadet |
﴾ 55 ﴿