60"Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının hissesi gibi bir nasibleri vardır. Şimdi onu acele İstemesinler. İşte kendilerine vaadedilen günlerinden dolayı, vay o kâfirlere...". Bu ifade de, kendinden daha öncekilerle bir uyum içerisinde... Çünkü Hak teâlâ, Allah'dan başkasına ibadet eden kimsenin, bu ibadetini, yapılması gereken yerin dışına koyduğunu böylece de zâtim olduğunu beyan etmiş ve âdeta "İnsanın, ibadet etmek maksadıyla yaratıldığı sabit olup, şimdi başkasına ibadet etmek suretiyle zalim olanlar için, aynen öncekilerin helaki gibi bir helak var" buyurmuştur. Bu böyledir. Çünkü birşey, kendisinden beklenen faydadan uzak kaldığında mahfuz kalmaz, korunmaz. Şayet bir yerde bulunursa, o yer ondan temizlenir. Baksana, ölümü veya hastalığı sebebiyle, artık kendisinden istifade edilemeyen hayvan ahırın dışına atılır. Kokmuş yiyecek dökülür, kabından boşaltılır. Kâfir de böyledir O küfredip, kendisini, konulmaması gereken bir konuma koyunca, menfaatlenmenin dışına çıkmış olur; böylece de, o mekânı ondan boşaltmak güzel ve başına bir helakin çöküvermesi de hak ve kaçınılmaz olur. Ayetin tefsiriyle ilgili birkaç mesele vardır. Birinci Mesele Bu mesele, fâ harfinin neye taalluk ettiğiyle alâkalı olup, biz bunu sana, bu taallukun izahını daha Önce yapmıştık. İkinci Mesele Zenüb kelimesinin ne münasebeti vardır? Biz deriz ki: Azâb onların üzerine salıverilmiş, akıtılmıştır. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki şöyle demiştir: "bunların başlarının üzerinden, onların başlarının üzerinden dökülen hisseler gibi, (azâb) hisseleri, paylan akıtılmıştır..." Bir başka izah şekli daha vardır ki, o da şudur: Arablar kuyulardan, nöbetleşe olarak, hisse hisse su çıkarıyorlardı.. Bu onların, güzel yaşam zamanlarıydı.. İşte buna göre, Cenâb-ı Hak sanki, "o zulmedenler için, dünya ve onun güzelliklerinden paylar ve nasibler, yani dolu dolu vardır. Ama ahirette ise, onlar için hiçbir pay ve nasib olmayacaktır. Tıpkı, arkadaşlarının o hsi- ybi ki, onlar kuyulardan dolu dolu sular aldılar, ama sonunda onu terkettiler" dem;;,: istemiştir. Bu açıklamaya göre, zanûb, azâb ve helak anlamına gelmeyip, geçim ve hayatın bolluğu anlamına gelir ki Arapça'ya en uygun olan da budur. Ayetteki, "Şimdi onu acele istemesinler.." ifadesine gelince; bu böyledir, çünkü rızık bitmediği sürece, ecel gelmez. Sonra Cenâb-ı Hak, sûrenin başında zikrettiğini tekrarlamış ve "İşte kendilerine vadedilen günlerinden dolayı, vay o kâfirlere..." buyurmuştur. Alemlerin Rabbine hamd; efendimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, onun bütün âline ve ashabına da salât-ü selâm olsun. |
﴾ 60 ﴿