28

"(Ehl-i cennet) birbirine yönelip (hallerini) soruştururlar. Derler ki: "Doğrusu biz, bundan evvel, ailemizin içinde korkardık. İşte Allah bize lütfetti ve bizi Semûm azabından korudu. Biz bundan evvel, O'na ibadet ediyorduk.

Şüphesiz O, evet O, ben ve rahimdir'(Tûr, 25-28).

Bu, onların dünyada iken kendileri hakkında cereyan eden şeyi bildiklerine ve ondan bahsettiklerine bir işarettir. Kâfir de böyledir: O da dünyada sahip olduğu nimetleri unutmaz. Böylece, dünya hapishanesinden cennete, darlıktan-genişliğe geçmiş olduğunu görmesi cehiteyle, âhirette mü'minin lezzeti ve sevinci artarken; şerefli halden, telef haline ve nimet yurdundan çılgın ateşe geçmiş olduğunu görmesi sebebiyle de, kâfirin elem ve üzüntüsü arttıkça artar. Daha sonra mü'minler, dünyada iken içinde bulundukları korku ve haşyet halini hatırlarlar da, "Doğrusu biz, bundan evvel, ailemizin içinde korkardık" derler. Bu, onların, ulaştıkları âhiret halinin sebebini birbirine sormalarıdır. Böylece onlar derler ki: Bu (âhiret saadetinin sebebi), Allah korkusudur. Çünkü biz dünyada iken Allah'dan korkardık. Bundan dolayı Allah bize lütfetti ve bizi (cehennemin o) sam yeli (gibi olan) azabından korudu."

Burada şöyle bir incelik var: Onların korkuları dünyanın elden gitmesi, dünyadan (hayattan) ayrılmaları ve dünyadaki dostlarını terketmeleh sebebiyle olmasıdır. Cennete konduklarında ise, hatalarını (korkularının boşuna olduğunu) anlarlar.

Senin Görevin Hatırlatmaktır

28 ﴿