41

Cenâb-ı Hak daha sonra, "Yahut gayb, kendilerinin yanındadır da (bunu) onlar mı yazıyorlar?".

buyurmuştur.

Bu ifâde de, yukarda zikrettiğimiz tertip üzeredir. Buna göre, Cenâb-ı Hak onlara sanki, "Siz, şeriatı ve onun güzelliklerini neye binâen terkettiniz? Söylediğiniz şeyleri, makûl şeyler diye isimlendirdiğiniz bozuk vehimlerinize dayanarak söylediniz.. Halbuki peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sizden herhangi bir ücret talep etmemektedir. Sizler ise bilmiyorsunuz.. Binâenaleyh, siz mazur değilsiniz. Çünkü mazeret, ya sizin borçlu olmanızda, yahutta o peygamberin getirdiği şeyle muhtaç olmamanızda söz konusu olabilir. Halbuki bu hususta, üzerinizde bir borç yoktur ve siz, size getirilen o şeyden müstağni de kalamazsınız. Bu ifadeyle ilgili birkaç mesele vardır.

Birinci Mesele

Kelâmın takdiri nasıldır? Biz deriz ki, burada herhangi bir takdir yapmaya ihtiyaç yoktur. Tam aksine ( fi edatı), daha önce de bahsettiğimiz gibi, ortada gelen bir istifhamdır. Buna göre Cenâb-ı Hak adetâ, "Onları, Allah rızası için mi hidâyete sevkediyorsun, yoksa sen onlardan herhangi bir ücret istiyorsun da, onlar onun için mi diretiyorlar? Yahutta, gaybın bilgisi onların yanında da, bu yüzden onlar senin söylediğine ihtiyaç duymuyorlar, bundan ötürü mü sana tabî olmuyorlar?

Gayb'ın Mahiyeti

(......) kelimesinin başındaki elif-lâm, ne tür bir elif-lâm'dır? Cins için mi, yoksa ahd için midir? Biz diyoruz ki, görünen odur ki, bu ifâde ile, gaybın türü kastedilmiştir. Bu tıpkı bir kimsenin, muayyen bir eti değil de, et yeme işini beyân etmeyi kastederek, "Et satın alıyorum" demesi gibidir. O halde, "Gaybın ve şehâdetin âlimi..."(Haşr,22) deyiminde ise, elif-lâm cins içindir ve bu elif-lâm, her tür gaybı içine almaktadır.

Üçüncü Mesele

Bu izaha ve şahsın yanında gayb bilgisi bulunmayacağına göre, daha gayb bilgisi nasıl olur da onların nezdinde bulunabilir ki? Biz deriz ki: Bunun anlamı, "Başkalarına göre gayb sayılan şey, onların yanında mevcut mu?" şeklindedir. Bu ifâdenin, "... biz onun, semânın felâketi hadiselerifne çarpûması)m gözetliyoruz" (Tûr, 30)ifadesiyle ilgili olduğu ileri sürülmüş olup, bu, "Gayb bilgisi sizin yanınızda mı ki, o peygamberin sizden önce öleceğini bifebiliyorsunuz?" demektir. Ama bu zayıf bir ihtimaldir. Zira, bu iki ayet arasına çok uzun bir fasıla girmiştir. Yahut da

"De ki: "Gözleyiniz..."(Tur, 31) hitabıyla ilgilidir. Dolayısıyla, bununla ilgili olması, ötekisiyle İlgili olmasına mâni olur.

Kitabetin Burada Manası

"Onlar mı yazıyorlar?" ifâdesindeki hikmet nedir? Biz deriz ki: Bu, bu işin iyice açık olduğunu göstermek ve peygamber yanında bulunan gayb bilgilerinin, vahy ile bilinen bir takım emirler, sırlar, hükümler, haberler vb. türünden olduğuna bir işarettir ki, peygamber bütün bunlar hakkında, onların öyle olduğuna dair kesin inanca sahiptir ve peygamber tıpkı, ferasetli gözükmek isteyen kimsenin "Şu iş şöyledir" dediği gibi de demektedirler.

İmdi, eğer feraset göstermek isteyene, "söylediğin bu hususu sen el yazınla yaz.." denilecek olsa, o, buna yanaşmaz ve "Ben bu hususta, kesinliği ve katiyyeti iddia etmiyorum. Ancak ne var ki ben bunu, zan ve fikir yürütme yoluyla söylüyorum.." der. Eğer bu şahıs, söylediği bu şey hususunda kesin bir inanca sahip ise, "Bunu, benim cümlem olarak yazınız ve kitâblarınızı da, "Falanca gün şöyle şöyle olacak diye yazınız" der. Binâenaleyh, yaptığımız bu izaha göre, ifâdesinin manası, "Onlar, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in derecesinde midirler ki, böylece bundan müstağni oldular da yüz çevirdiler?" şeklinde olur.

İbn Kuteybe'den nakledildiğine göre, bu ifâdede geçen sözü ile "hüküm verme" kastedilmiş olup, manası, "o halde onlar da mı hükmediyorlar?" şeklinde olur. İbn Kuteybe, verdiği bu manâ hususunda Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in, "Aranızda, Allah'ın kitabıyla, yani "Allah'ın hükmü ile" hükmet" ifadesine tutunmuştur. Halbuki, bu kastedilmemiştir. Tam aksine bu ifâde, izmâr kabilinden bir ifâde olup, manası, "Allah'ın kitabında olan ile hükmet" şeklindedir. Nitekim Arapça'da meselâ, "Falanca, Şâfî'nin mezhebine göre hüküm veriyor" denilir ki, bu, "Şafî'nin mezhebinde olan şeylerle" demektir. Ve nitekim, beraberinde, halkın idarecisinin bir kitabı bulunan bir elçi, "Melikin kitabına göre hareket edin.." der..

Tuzağa Düşürmek mi İstiyorlar?

41 ﴿