24"Yoksa insana her umduğu şey mi var?". Em-i Munkatia Meşhur olan görüşe göre bu ifâdenin başındaki "munkatıa" olup, mana sı, "Yoksa insan için tercih edip arzuladığı şey mi vardır?" şeklindedir. Ayetteki ifâdesi hususunda şu izahlar yapılabilir: 1) Onlar, kendileri için bir şefaat olmadığı halde, bir şefaat beklentisi içindedirler. 2) Bu onların, "Andolsun ki Rabbime döndürülürsem bile hiç şüphesiz, O'nun nezdinde benim için daha güzel (hal) vardır" (Fussilet, 50) şeklindeki sözleridir. 3) Velid Ibn Muğîre'nin, "Bana elbette mal ve evlâd verilecektir.."(Meryem, 77) şeklindeki sözüdür. 4) Bir grup insan, peygamber olmayı arzulamalardır, ama bu yüksek makam onlar için tahakkuk etmemiştir. (Bu ifâde, buna işarettir.) Em-i Muttasıla Buna göre şayet, "Bu âyetin başındaki pî edatının, em-i muttasıla olması mümkün müdür?" dersen, biz deriz ki: Evet. Buna göre ilk cümlenin, şu iki şey olması muhtemeldir: a) Bu, "Erkekler sizin de dişiler onun mu?"(Necm,21) ifâdesinde ele alınan husus olup, buna göre Cenâb-ı Hak adeta, "Gerçekten erkekler sizin, dişiler O'nun mu? Yoksa, sizler, kendileriniz için arzu ve temenni ettiğiniz şeyi mi ayırıyor, kendinize veriyorsunuz?.." demek istemiştir. Mânânın böyle olması halinde, "O takdirde bu, insafsızca bir taksim..." (Necm, 22 vd.) ifâdeleri, birbiriyle ilgili olan iki sözün arasına girmiş mu'tarıza cümleleri olmuş olurlar. b) Bu mahzûf olup, îzâhı ise şöyle yapılabilir: "Biz daha önce, (......) ifâdesinin, onların görüşlerinin yanlışlığını beyân etmek için ve herhangi bir delile ihtiyaç duyulmayacak biçimde çok net olduğuna işaret etmek üzere söylendiğini belirtmiştik. Ki bu tıpkı bir kimsenin, "Falanca, kral olmaya elverişlidir" dediğinde, başka birisinin üçüncü bir şahsa "Bakın şuna siz! (Hiç olacak iş mi!)" deyip de, (önerilen) bu kimsenin krallığa ehil olmadığını belirtmemesi gibidir. Ki, onun gayesi ise, esasen, elverişli olmadığını belirtmektir. Dolayısıyla, onun bu işe elverişli olmadığına dikkat çekmek için sâdece bunu zikreder. Binâenaleyh, Cenâb-ı Hak burada, "Bakın şu Lât ve Uzzâ'ya ve peşlerindeki şu Menât'a!" (Necm. 19-20) buyurmuştur ki bu, "Hiç bunların tanrılıkla bir alâkalan var mıdır? Veyahut insanın heves ettiği her şeyi tanrılaştırma hakkı var mıdır?" demektir. Mânânın böyle olması halinde, ifâdesi, "İnsan, temennîsine ve arzusuna göre ibâdet edebilir mi?" anlamında olmuş olur ki, bu mânâyı, "Nefislerin arzu ettiği hevâ... "(Necm,23) ifâdesi de destekler. Ve bu, "Sizler, nefislerinizin hevâsına göre ibâdete müstehak olmayan şeylere ibâdet ettiniz, taptınız. Böyle bir hakkınız var mı?" demektir. Dünya da Ahiret de Allah'ındır |
﴾ 24 ﴿