48"Hakikat şu (insanları) başkalarına muhtaç olmaktan O kurtardı ve O, sermaye sahibi kıldı.." buyurmuştur. Biz bunun tefsirini az önce zikretmiştik. Şu halde diyoruz ki: (......) kelimesi, "ihtiyâcını giderdi", "onu muhtaç bırakmadı" anlamına gelir. Çünkü, ganî (zengin) mukabilinde fakir, yoksul bulunur. Buna göre, herhangi bir surette fakir olmayan kimse, mutlak anlamda zengindir. Bir cihetten fakir olmayan kimse, işte o cihetten zengindir. Nitekim Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) "Bugün onları, istemekten müstağni kılın..." Darekutni, 2/153. buyurmuştur. Ve bu, sadaka-i fıtır manasına hamledilmiştir. Demek ki o fakire, ihtiyaç duyduğu şey ulaşmış olduğunda İstemekten kurtulmuş, bu itibarla zengin olmuştur. Ayetteki (......) ifâdesinin anlamı ise, "ona, onu zengin kılmanın üstünde daha fazlasını verdi, sermaye verdi.." şeklindedir. Buna göre, kelimelerin harfleri de mana bakımından birbirleriyle bir münasebet arzederler. Bu cümleden olarak diyebiliriz ki, kaf'ın çıkış yeri, mahreci, ğayn'ın mahrecinin üzerinde olunca, Cenâb-ı Hak, sermaye vermeyi, müstağni kılmanın üstünde bir hal kılmıştır. Bu izaha göre, "müstağnî kılma", Allah'ın o kimseye (meselâ) göz ve dil verip, onu çocukken annesinin memesini emmeye sevketmesi; yahutta, Allah'ın, o kimseye kendisine muhtaç olduğu rızık ve giyinme gibi şeyler vermesidir. Netice olarak diyebiliriz ki, Allah'ın, kişinin, kendisiyle tıtiyactnı giderdiği her şey, müstağni kılma; bunun üzerinde verdiği şeyler de, "ikna - sermaye verme"dir. Şi'râ'nın Rabbi Daha sonra Cenâb-ı Hak, bir başka topluluğun fasit görüşüne işaret etmek için, |
﴾ 48 ﴿