50

"Hakikat şu: Evvelki Ad'i O helak etti...".

Cenâb-ı Hak, kendisinin, müstağnî kılan ve sermaye veren olduğunu bildirip, bu da Şi'râ yıldızının bağışıyla değil de, Allah'ın lütfuyla olunca, onların, helak eden zâta şükretmeleri gerekmiştir. Ve onlara, Âd, Semûd ve saire kavimlerin halleri, başlarına gelen şeyler delil olarak yeter. Ayetteki, ifâdesi ile bahsedilen Âd'in, Mekke'de bulunan bir başka Âd kavminden seçilip ayırdedilmesinin kastedildiği söylenmiştir. Yine, bu sıfatın, onları temyiz etmek için değil de onların önce yaşadığını beyan etmek için getirildiği de söylenmiştir. Nitekim sen "Bana, âlim olan Zeyd geldi" dersin, böylece Zeyd'i, başkasından ayırıp seçmek için değil de, ilmi tebarüz edip ortaya çıktığı için bu şekilde vasıflarsın...

Bu ifâde, şu şekillerde okunmuştur:

1) İki sakin harfin birarada bulunmasından dolayı, tenvinin nûnunun kesresiyle...

2) (......) ve (......) ayetlerinin kıraatinde olduğu gibi, yine iki sakin harfin bulunmasından dolayı, tenvîn nûnunun düşürülmesiyle...

3) Nûnu lâm'a idğam edip, hemzenin dammesini lâm'a naklederek okuma...

4) Vâv'ı hemzeleyerek. (Âdel-ûlâ)... Bu şekilde okuyan, bu kelimeyi, (......) kelimenin (su'kıhî) şeklinde okumuştur ki, bunun delili zayıftır. Ve bu, burada, zammeden ve vâv'dan dolayı, tıpkı ve kelimeleri yerine konulmuş olması muhtemeldir. O halde,, burada vâv, hemzenin yerini tutar.. Aslında hemze bulunduğu için, (......) kelimesinde de böyledir. (......) ve (......) kelimesinde ise, güzel değildir.

Semûd Kavminin İmhası

50 ﴿