11

"Bunun üzerine biz de şarıl şarıl dökülen bir suyla gök kapılarını açtık..".

Cenâb-ı Hak, Nuh (aleyhisselâm)'ın bedduasının peşinden, işte böyle yapmıştır. Bu ifadeyle ilgili, birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Ayetteki, "açmak" "kapı" ve "gökyüzü" ifâdeleri ile, hakikî manaları mı kastedilmiştir, yoksa bunlar mecazî ifadeler midir? Biz deriz ki: Bu hususta şu iki görüş ileri sürülmüştür:

a) Bunların hakiki manaları kastedilmiştir. Zira, "semâ"nın, açılıp kapanan kapılan vardır ve bunda, imkânsız görülecek bir durum yoktur.

b) bunlar, "istiâre-teşbih, benzetme" yoluyla söylenmiş olan ifâdelerdir. Çünkü, işin zahirinde, suyun buluttan olduğu anlaşılmaktadır. Bu izaha göre, ayetin bu ifadesi, bir kimsenin, şiddetli bir yağmuru ifâde için, "Gökyüzünün olukları aktı, kırbalarının ağızları açıldı.." demesi gibidir ki, bu, "Bu yağmur, adeta böyle oldu.." demektir. O halde, bu demektir ki, Tufan'da yağan yağmur da, bir kimsenin, "Semânın kapılan açıldı.." diyeceği bir biçimde olmuştur. Üstten yağan yağmurun son derece iri taneli olduğunda şüphe yoktur.

İkinci Mesele

Ayetteki, "açtık" ifâdesi, Allah'ın, onlardan intikam aldığının, hem de bu cezalandırmasını, Cenâb-ı Hakk'ın kudretini beyan maksadıyla "Ondan sonra kavminin üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indiriciler de değildik. Birtek sayhadan başka (bir şeyde) değildi..."(Yasin,28-29) ifade buyurması gibi, hassaten indirdiği bir ordu ile değil de, su ile gerçekleştirdiğini bildirmiştir. Şaşılacak şeydir, onlar yıllarca yağmur talep etmişler de, Allahü teâlâ da onları, o istekleriyle helak etmiştir..

Üçüncü Mesele

(......) ifâdesindeki "ba"yı nasıl izah edebiliriz? Bura- daki konumu nedir? Biz deriz ki: Bu hususta şu iki izah yapılabilir:

a) Bu, bir kimsenin tıpkı, "kapı anahtarla açıldı"demesi gibi olur ve bu ayetin takdiri de buna göre, "Sanki su geldi de, o semanın kapısını açtı.." şeklinde olur. Bir kimsenin birisine "Allah sana hayırlar açsın.." şeklindeki sözü, işte böyle tefsir edilir. Ki bu, "O, gelip kapıları açan bir hayrı takdir etsin" demektir. Mananın böyle olması halinde burada, hayran bırakıcı manalardan olan şöyle bir incelik vardır: Cenâb-ı Hak, kişinin maksadını, varoluş itibariyle öne almış ve adetâ, "Senin maksadın, kapalı bir kapıya varmış, derken onu açmış, derken de seni bulmuş.." demek istemiştir. Bir kimsenin, şeklindeki sözü, de "Allah, adeta kapalı imişcesine olan bir kapıyı gelip bulan, onu iten, derken onu açan bir rızık takdir etsin.." anlamındadır ki, bu durumda o rızkı ona açan Allah olmuş olur.

b) Bu, "Biz semânın kapılarını, şarıl şarıl dökülen bir suyla birlikte açtık.." demektir. Çünkü inhimâr kelimesi, şarıl şarıl dökülme, ardı arası kesilmeksizin yağmak anlamına gelir. Bu konudaki sözün özü şudur: Yağmur, bulut anlamında olan "semâ"dan, suyun kabından dolup taşması, şarıl şarıl akması gibi çıkar. O günde ise, yağmur adeta sanki, kapıdan dışarı salıverilmiş, bendi, önü açılmışcasına boşalmıştı.

Yerden Suların Fışkırması

11 ﴿