12"Samanlı tane(ler), hoş kokulu nebât(lar) vardır". Cenâb-ı Hak, ağaçlar içinde, sadece hurmayı zikretmekle yetindi. Zira, bu ağaç, ağaçların en ulusudur. Ayetteki, habb kelimesinin içine, buğday, arpa ve ekmek olarak kendisinden yararlanılan yahut da katık edilen, daneli, herşey dahildir. Ne var ki, Cenâb-ı Hak bunu, derece derece, en basitinden en yükseğine yükselsin diye, en mükemmelini en sonra zikretmiştir. Binâenaleyh, tahılgiller, hem fayda açısından, hem de her yerde bulunma bakımından hurmadan daha faydalıdır. Ayetteki "samanlı... "tabirine gelince, bu hususta şu izahlar yapılabilir: a) Bu, bizim için yaratılan hayvanlarımızın, kendisinden yararlandığı samandır. b) Bu, tıpkı başağın yapraklarının üstten aşağıya doğru olması gibi, gövde mfından çıkan ve gövdesi olan bitkilerin yapraklarıdır. c) Bu, sadece yenilebilecek yapraklardır. Reyhan "hoş kokulu nebat" ifadesine gelince, bu hususta da şu izahlar yapılabilir: 1) Bu, koklanabilen şey, nebat demektir. 2) Bu, yaprak anlamındadır. 3) Bizce malûm olan kokulu muayyen bir bitki olup, daneleri de ilâç için kullanılan bir bitkidir. Ama, en açık olan ise, bu bitkinin başının, bir çiçek gibi olmasıdır ki, bu. maksad olan bitkinin varlığının temel ve kaynağı (tohumu)dur. Çünkü, o çiçek, o darte sayesinde oluşur ve olgunlaşıncaya kadar, bir araya gelmeye devam eder Binâenaleyh, ayetteki (......) kelimesi, o yaprağa; da, o çiçeğe bir işarettir. Cenâb-ı Hak, bu ikisinin, sonunda esas maksadı oluşturdukları için zikretmiştir. Zira, bunların birisinden, hayvanların otları elde edilir, diğerinden de insanların ilâcı... Bu ifâde, (......) kelimesine atfedilerek, cer ile (......) şeklinde okunduğu gibi (......) kelimesine atfedilerek şeklinde de okunmuştur. Bu kelime hakkında şu muhtemel iki izah yapılabilir: a) Bu ifâde ile, koklanan nebat kastedilmiş olabilir. Böylece de, tahılgillerin dışında bir şey olmuş ve onun üzerine atfedilmiş olur. b) Takdirin, tıpkı, (Yusuf. 82) ayetinde olduğu gibi, muzafın hazfedilip muzafun ileyhin muzafın yerine getirilmesi gibi, "zü'r-reyhânî" şeklinde olmasıdır. Bu tür tahlil, Cenâb-ı Hakk'ın, yerle ilgili olan nimet çeşitlerini kendisiyle hitâma erdirdiği bu reyhanın daha aziz ve kıymetli olması için, bahsettiğimiz manaya daha uygundur. Şayet bu kelimeyle, bilinen o şey veya kokulanan şeyler kastedilmiş olsaydı, böyle bir tertip ve münasebet kurulamazdı. Bu ifade (ve'r-rayhâne) şeklinde de okunmuştur. Bunu bu şekilde ancak, (......) şeklinde okuyan kıraat okumuştur. Böyle okunması halinde yukardaki iki izah aynen yapılabilir. |
﴾ 12 ﴿