14"(Münafıklar), onlara seslenirler, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye. Dediler ki "Evet, fakat siz kendi kendinizi yaktınız. Hep mü'minlerin başına belâ gelmesini gözettiniz. Şüphe ettiniz. Sizi kuruntular aldattı. Sizi, o çok aldatan (şeytan), Allah'a karşı da aldattı. Nihayet işte Allah'ın emri gelip çattı". Bu ayetle ilgili birkaç mesele vardır: Ayetle ilgili iki mana verilmiştir: a) "Biz dünyada iken sizinle beraber değil miydik?" b) "Biz, ibadetlerde, mescidlerde, namazlarda, savaşlarda hep sizinle beraber değil miydik?" Bu ikinci mana, daha zahir olandır. Cennetle cehennem arasındaki uzaklık fazladır. Çünkü cennet göklerin en üstünde, cehennem ise yerin dibindedir. Binâenaleyh ayetin bu ifadesi, bu kadar uzaklığın karşılıklı seslenişe mani olmadığını göstermektedir. "Allahü teâlâ, kâfirlerin sesini, yerin dibinden, A'la-yı İlliyyîn'e çıkabilecek şekilde kuvvetlendirmiştir" demek de mümkün değildir. Çünkü böylesi bir ses ancak, çok ileri derecede güçlü kimseler için düşünülebilir. Kâfirler ise, âcizlikle-kısık seslilikle nitelendirilmişlerdir. Böylece mezhebimize göre, oradaki bu mesafenin, karşılıklı seslenişe mâni olmadığını anlıyoruz. Daha sonra Hak teâlâ, mü'minlerin, "Evet, siz bizimle beraberdiniz. Ama öyle şeyler yaptınız ki, onlar yüzünden işte bu azaba düştünüz. Yaptığınız şeyler: 1) "Siz kendi kendinizi yaktınız", yani küfrünüzle, günahlara dalmakla, kendinizi yaktınız." Bunların hepsi birer fitne (yakıcı ateş)tir. 2) "Hep mü'minlerin başına belâ gelmesini gözettiniz" Bu ifadeyle ilgili şu manalar verilebilir: a) Ibn Abbas (radıyallahü anh), bunu, "Tevbeyi beklediniz, hep ileride tevbe edeceğinizi düşündünüz" manası vermiştir. b) Mukatil, "Muhammed'in başına ölümün gelmesini gözetip durdunuz ve "Ah bir ölse de kurtuluversek, rahata kavuşsak" dediniz" manasını vermiştir. c) Bu, "Kendinizi yeniden kâfirlere katılasınız ve nifaktan çıkasınız diye, mü'minlerin başına kötü şeylerin gelmesini gözettiniz" demektir. 3) "Şüphe ettiniz." Bu ifadeyle ilgili şu manalar verilir: a) "Allah'ın vaîdi hususunda şüphe ettiniz." b) "Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in peygamberliği konusunda şüphe ettiniz." c) "Öldükten sonra dirilme ve kıyamet konusunda şüphe ettiniz." 4) "Sizi kuruntular aldattı" İbn Abbas (radıyallahü anh) şöyle der: "Cenâb-ı Hakk bu kuruntular ile, batıl şeyleri kastetmiştir. Bu batıl şeyler de, meselâ mü'minlerin başına çeşitli belâların inmesini arzulayıp durmalarıdır. "Nihayet işte Allah'ın emri, yani ölüm gelip çattı" yani onlar hep şeytanın aldatmalarına aldandılar, derken, Cenâb-ı Hakk onların canını alıp, onları cehenneme atıncaya kadar, şeytan onları hep aldatıp durdu. Şeytanın (Tercümedeki) Faydası Allahü teâlâ "Sizi çok aldatan (şeytan), Allah'a karşı da aldattı" buyurdu. Bu ifadeyle ilgili iki mesele vardır: Semmâh b. Harb, gayn'ın zammesiyle, kelimeyi (......) şeklinde okumuştur. Buna göre mana, "Sizi Allah'a karşı, gururunuz (aldanışınız) aldattı" şeklindedir. Bu mana, bir muzâfın hazfına göre verilmiş bir manadır ve bu, "sizi, Allah'a karşı, o yanılmanızın yanısıra. O'ndan (dünyada iken) emin kalmanız, yani yaptığınız suçların peşinden hemen cezasının gelmeyişi sizi aldattı" demektir. Bu kelime gayn'ın fethasıyla (......) şeklinde okunmuştur. Buna göre, bununla şeytan kastedilmiş olur. Çünkü şeytan onlara, "hesab ve ceza (kıyamet) diye birşey yoktur" fikrini atmak suretiyle, onları aldatmıştır. |
﴾ 14 ﴿