24

"Onlar (o kibirliler) cimrilik yapanlar ve insanlara da cimriliği emredenlerdir. Kim arka dönerse, şüphe yoktur ki Allah herşeyden müstağni ve bütün hamdlere lâyık olanın tâ kendisidir".

Bu ayetle ilgili bir kaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Ayet hakkında iki görüş vardır:

1) Bu, bir önceki ayetteki, "çok böbürlenen, hiçbir kibirliyi" ifadesinden bedeldir. Buna göre, Cenâb-ı Hakk sanki şöyle buyurmuştur: "Allah böbürleneni, cimrilik yapanları sevmez." Allahü teâlâ, bununla, insanı azgınlığa düşüren bir böbürlenme ve sevinç ile sevinenleri kastetmiştir. Bu kimseler, bir mal ve bir dünya hazzı nasib edildiğinde, o şeye karşı olan sevgileri ve o şeyin onlar indindeki değerinden dolayı, o şey hakkında cimri davranırlar, bununla da yetinmezler, hatta insanlara da o konuda cimriliği tavsiye ederler. Bütün bunlar, o şey, ellerine geçtiği zaman gösterdikleri sevinç ve şımarmanın bir neticesidir. Bundan sonra Cenâb-ı Hakk, "Her kim Allah'ın emir ve nehiylerine arka döner, kendisini Allah'ın nehyettiği, elden kaçana üzülme ve verilere karşı aşırı sevinmeden alıkoymaz ise, bilsin ki Allah müstağnidir, kimseye ihtiyaç yoktur.

2) Ayetteki, "cimrilik yapanlar" ifadesi, önceki ayetle irtibatı olmayan, yeni bir cümledir. Bu, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)in Kitab-ı Mukaddes'te bulunan sıfatlarını gizleyen ve onun sıfatlarını ortaya koyma (anlatma) hususunda cimri davranan, yahudilerin durumuyla ilgilidir,ifadesi mübteda olup; haberi, ifadesinin delâlet ettiği mahzûf bir ifadedir. Kur'ân'da bu şekilde haberlerin hazfi çokça vardır. Meselâ, "Eğer, bu, kendisiyle dağların yürütüldüğü bir Kur'ân olsaydı..." (Ra'd, 31) ayetinde, böyledir.

Kıraat Farkı

Ebû Ali el-Fârisî ve İbn Amir, lafzını hazfederek, (......) şeklinde okumuşlardır. Medine ve Şam ahalisinin mushaflarında da böyledir. Diğer kıraat imamları ise, ayeti (......) şeklinde okumuşlardır. O sözüne devamla, bu ayeti kerimedeki nın mübtedâ değil, fasi zamiri olması gerekir. Çünkü, fasi zamirinin hazfedilmesi daha kolaydır. Bilmiyor musun, fasi zamirinin irâbta mahalli yoktur ve (Kehf,39) ayetinde olduğu gibi, bu zamir bazan hazfedilir ve bu manaya da bir halel vermez.

Ganiyyun Hamid Terkibinin Delaleti

(......) ifâdesi, "Şüphesiz ki Allahü teâlâ müstağnîdir; dolayısıyla, bu cimrinin cimriliği, Allah'a hiçbir zarar vermez.." anlamındadır. Ayetteki el-hamîd, burada zikredilen sualin bir cevabı gibidir. Sanki, "Allahü teâlâ o kimsenin bu mal hususunda cimrilik yapacağını ve bu malı tâat yerlerinde harcamayacağını bildiği halde, bu malı niçin ona vermiştir?" denildi de, Allahü teâlâ buna karşı, "Allah, bu verme hususunda hamîd'dir; O kişiye, rahmet ve nimet kapılarını açması sebebiyle, hamd'e müstehaktır. Eğer bu kul, taatta kusur işlerse, şüphesiz ki, bunun vebali ona aittir" diye cevâp vermiştir.

Resul, Kitap, Mizan, Demîr

24 ﴿