13"Mahrem konuşmanızdan önce sadakalar vermekten korktunuz mu? Çünkü, işte madem ki yapmadınız, (ama) Allah sizin tevbelerinizi kabul etti, öyleyse namaz kılın, zekâtı verin, Allah'a ve peygamberlerine İtaat edin. Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır". Bu, "içinde, mal infâkı bulunduğu için, özel görüşmeden önce sadaka vermekten korktunuz değil mi? Madem ki, emrolunduğunuz şeyi yapmadınız, Allahü teâlâ da sizin tövbenizi kabul edip, o işi yapmama hususunda size ruhsat verdi, öyleyse namaz, zekât ve diğer ibadetlerde kusur etmeyin" demektir. Eğer "Ayetin zahiri, mü'minlerin bu sadaka emri hususunda kusurlu davranmış olduklarına delâlet eder. Bunun böyle olduğunun izahı birkaç bakımdandır: 1) "Mahrem konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz değil mi" hitabı, onların kusurlu davranmış olduklarına delâlet eder. 2) "Madem ki yapmadınız..." hitabı ile, 3) "(Ama) Allah sizin tevbenizi kabul etti..." denilirse, biz deriz ki: Durum sizin dediğiniz gibi değil. Çünkü bu insanlar, bu şekilde sadaka vermekle emrolunup, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'le başbaşa kalacaklarında, sadaka vermek gerekli idi. Dolayısıyla kim fısıldaşmaz ise, kusurlu duruma düşüyordu. Ama eğer, "Onlar sadaka vermeksizin, Hazret-i Peygamber ile fısıldaşıyorlardı..." denilirse, bu mümkün değildir. Çünkü, fısıldaşma, ancak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buna imkân verdiğinde mümkün olurdu. Binâenaleyh, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara bu imkânı vermeyince, onlar fısıldaşıyorlardı. Böyle anlıyoruz ki, ayet, onlardan bir kusur sadır olduğuna delâlet etmemektedir. Ayetteki, "korktunuz değil mi?" hitabının şu manada olması imkânsız değildir: "Allahü teâlâ, bu vücûbiyet devam ederse, ilerde sadaka vermeden dolayı, onlardan çoğunun kalbinin mahzun olduğunu biliyordu. Dolayısıyla da bu sözü söyledi. Ayetteki "Allah sizin tevbenizi kabul etti..." hitabına gelince, bu ifâdede, Allah'ın, böyle bir kusurdan dolayı onları bağışladığına dair bir husus yoktur. Aksine, bu, "Siz, tevbe edip Allah'a döndüğünüz, namaz kılıp zekâtınızı verdiğiniz zaman, işte bu yaptıklarınız size yeter" manasına gelebilir. Ayetteki, "Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır" cümlesi, "Allah, amellerinizi ve niyetlerinizi kuşatmıştır" demektir. |
﴾ 13 ﴿