14

"Allah'ın, kendilerine gazab ettiği bir topluluğu kendilerine dost edinenleri görmedin mi? Bunlar ne sizdendir ne de onlardan. Bile bile, onlar, yalan yere yemin ederler".

Münafıklar, Allahü teâlâ'nın, "Allah'ın lanet ve gazab ettiği kimseler" diye nitelediği" (Maide. 60) yahudileri dost ediniyorlar ve onlara, mü'minlerin sırlarını aktarıyorlardı. Ey müslümanlar! O münafıklar sizden değildirler. Yahudilerden de değillerdir. Onlar, yalan yere yemin ederler. Bu yalandan murad, ya kendilerinin müslüman oldukları iddiasıdır, ya da, Allah ve Resulüne küfretmeleri ve müslümanlara hile yapmalarıdır. Binâenaleyh onlara, "Siz şunu yaptınız" denilse, öldürülmekten korkarlar ve "Ben bunu demedim, ben bunu yapmadım!.." diye yemin ederler, İşte, hakkında yemin ettikleri yalan budur.

Yalanın Tarifi

Bil ki bu ayet, Câhız'ın şu sözünün yanlışlığını gösterir: "Gerçek durumu anlatmayan haberin yalan olması için, haber veren kimsenin, işin gerçeğine muhalif olduğunu bilmesi gerekir" sözünün yanlışlığına delâlet eder. Çünkü, eğer durum Câhız'ın söylediği gibi olsaydı, ayetteki, "bile bile..." ifâdesi, faydasız bir tekrar olmuş olurdu.

Nüzul Sebebi

Rivayet olunduğuna göre, münafıklardan Abdullah ibn Nebtel, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'le oturur, sonra onun sözlerini yahudilere götürürdü. Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) odasında iken, birden o, "Yanınıza, size şeytanın sözüyle, yani, şeytanın iki gözüyle bakan bir adam girecek" dedi. Derken, iki gözü mavi olan bir adam girdi içeri. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de ona, "Bana niçin küfrediyorsun?" dedi. Adam da, yemin etmeye başladı... Bunun üzerine de, "Bile bile onlar yalan yere yemin ederler" ayeti nazil oldu...

14 ﴿