18

"Onların, ne malları ne de evlâtları, hiçbir şekilde, Allah'ın azabı hususunda onlara fayda vermeyecektir! Onlar, ateş ehlidirler. Onlar orada ebedîdirler. O gün Allah, onların hepsini diriltecek ve O'na da, size ettikleri gibi yemin edeceklerdir. Onlar, gerçekte, bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. Gözünüzü açın ki, onlar, cidden yalancıların ta kendileridir".

Rivayet olunduğuna göre, münafıklardan birisi, "Kıyamet gününde, muhakkak ki, birbirimizden ve evlâtlarımızdan yardım göreceğiz..." dedi de, bunun üzerine bu ayet-i kerime (Mücadele, 16) nazil oldu. İbn Abbas, "Münafık, dünyada iken, dostlarına karşı yalan yere yemin ettiği gibi, kıyamet gününde de, Allah'a karşı yalan yere yemin eder. Kıyamet gününde Allah'a yalan söyleyişi, "Rabbimiz olan Allah'a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değiliz..." (En'am. 23) ayetinde beyan edildiği gibi, söylemeleridir. İkincisi ise, "Sizden oldukları hususunda Allah'a yemin ederler"(Tevbe, 56) ayetinde beyan edildiği gibi, söylemeleridir" demiştir. Münafıklar, alabildiğine nifaka daldıkları için, kıyamet günü, gayblerin yegâne âlim olan (Allâmü'l-guyûb) Allah karşısında, yalan yemin ederek, yalanlarına inandıracaklarını zannettiler. Demek ki, bu kötü yemin huyu, onlarla beraber, ebediyen kalacaktır. "Eğer dünyaya geri gönderilseler bile, nehyolunduklan şeyleri yine yapmaya girişirlerdi" (En'âm, 28) ayetiyle buna işaret edilmiştir.

Cübbâî ve Kadî şöyle demişlerdir: "Ahirettekiler, yalan söylemezler. Binâenaleyh, "Biz, kendi düşüncemize göre kâfir değildik" diye yemin ederler." Bu izaha göre, burada yemin, yalan olmaz. Cenâb-ı Hakk'ın, "İyi bilin ki onlar, yalancıların ta kendileridir..." Bil ki, ayetin bu şekilde tefsiri, şüphesiz, nazmda büyük bir rekabet ve tutukluluğu gerektirir. Biz, bu meseleyi, Enam Sûresi'ndeki, "Rabbimiz olan Allah a yemin olsun ki, biz müşriklerden değildik.. "(En-âm, 23) ayetin tefsirinde uzun uzun ele almıştık.

Hizb-i Şeytan

18 ﴿