5

"Herhangi bir hurma ağacını kestiniz, yahut kökleri üstünde ayakta bıraktınız ise, (hepsi) Allah'ın izniyledir. Bu da, fasıldan rüsvay edeceği içindir".

Bu ayetle ilgili birkaç mesele var:

Birinci Mesele

(......) kelimesi, (......) kelimesini "beyan" eden bir ifade olup, buradaki ism-i mevsûlü, fiilinin mef'ulü olarak, mahallen mansubtur. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, "Hangi şeyi keserseniz..." demektir 'daki, "mâ" ism-i mevsûlüne râcî olan zamiri, müennes olarak getirmiştir. Çünkü manasındadır.

(Leyn) Kelimesi

Ebu Ubeyde, "Üne" kelimesinin, iyi ve has cinsden olmayan hurma ağacı manasına olduğunu, bunun aslının "livne" şeklinde olduğunu; lamın kesreli oluşundan ötürü, vav'ın yâ harfine dönüştüğünü; bundan dolayı kelimenin çoğulunun "elvan" şeklinde olduğunu; iyi cins hurma dışında, bütün hurma ağaçlarının ismi olduğunu söylemiştir. Bazı alimlerse, "fine" kelimesinin, son derece kıymetli-iyi cins hurma ağacına isim olarak verildiğini söylemişlerdir.

Buna göre onlar bu kelimeyi, yine hurma ağacı manasındaki "linun" kelimesinden türetmişlerdir. Bu durumda, çoğulu "liyen" şeklinde gelir.

Eğer, "kesilme ile ilgili olarak, niçin özellikle hurma ağacı zikredilmiştir?" denilirse, biz deriz ki: Eğer onların, orta halli-normal hurma ağaçları var idiyse, müslümanlar iyi cins ve bernî (has) hurma ağaçlarını kendilerine bırakmak için böyle yapmışlardır. Eğer kesilenler, son derece değerli cins hurma ağacı idiyse, bu, yahudileri daha çok kızdırmak ve üzmek için olmuştur.

Üçüncü Mesele

Keşşaf sahibi şöyle demiştir: "Kafmeten" ifadesi, şeklinde de okunmuştur. "Usûl" kelimesinin "usul"' şeklinde okunmasının iki izahı vardır:

1) Bu kelime, tıpkı "Rehn"in çoğulunun "rühün" olması gibi, "ast" (kök) kelimesinin çoğuludur.

2) Burada vav'a bedel olarak, aâd'ın zammesiyle yetinilerek böyle okunmuştur. Yine bu kelime, (ü) ism-i mevsûlinin lafzına bakarak, şeklinde, müzekker zamire izafe edilerek de okunmuştur.

Ayetteki, "Allah'ın izniyle" ifadesi, şu manayadır: "O hurma ağaçlarının kesilmesi, Allah'ın izni ve emriyledir."

Yine ayetteki, ifadesi ise, "Fasıkları, yani yahudileri rezil ve rüsvay etmek için, Allah o hurma ağaçlarının kesilmesine izin verdi" manasınadır.

Dördüncü Mesele

Rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), ashabına, yahudilerin hurma ağaçlarını kesip-yakmayı emrettiği zaman, yahudiler, "Ey Muhammed, sen yeryüzünde fesad çıkarmayı nehyediyordun. Öyle ise bu hurma ağaçlarını kestirip-yaktırman ne oluyor?" dediler. Mü'minlerin aklına da buna benzer şeyler geçiyordu. İşte bunun üzerine buayet nazil oldu.

Dolayısıyla gayzı, kin ve öfkesi artsın, düşmanlarının yani müslumanların, onların en sevgili mallarına sahip olup, hükmetmeleri sebebiyle üzüntü ve pişmanlıkları kat kat artsın diye izin vermiştir" şeklinde olur.

Beşinci Mesele

Âlimler, bu ayet-i kerimeye, kâfirlerin kalelerinin ve evlerinin yıkılıp yakılması, su altında bırakılması ve topa tutulmasında bir sakınca olmadığı hususuna delil getirmişlerdir. Yine bunun gibi. meyveli veya meyvesiz ağaçlarının kökünden sökülmesinde bir sakıca olmadığına, bu ayeti delil getirmişlerdir. İbn Mes'ûd (radıyallahü anh)'dan rivayet edildiğine göre o, müslümanların, savaş alanına rastlayan ağaçları kestiklerini söylemiştir.

Altıncı Mesele

Rivayet olunduğuna göre, iki müslümandan birisi o ağaçlardan iyi cins hurmaları diğeri ise orta halli hurma ağaçlarını kesiyordu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara bunun sebebini sorunca, birisi, "O iyi cins hurma ağacını Allah'ın Resulüne bıraktım" dedi. Öteki de, "iyi cins hurmaları, o kâfir yahudileri iyice öfkelendirmek için kesiyorum" dedi. Âlimler, bu hadiseyi, içtihadın caiz olduğuna ve bunun bizzat Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in huzurunda bile yapılabileceğine delil getirdiler.

Fe'yin Taksimi

5 ﴿