8

"(Bilhassa o fey), hicret eden o fakirlere aittir. Onlar, Allah'dan bir fazl ve rızâ ararlarken, Allah'a ve peygamberine yardım ederlerken, yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık (vefakâr) olanların tâ kendileridir".

Bil ki bu ayet, "Akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir (fey)"(Haşr, 7) ifadesinden bir bedel olup, buna göre sanki: "Bu dört kısım kişi ile, şu şu vasıftaki o fakirler ile muhacirleri kastediyorum" denilmek istenmiştir.

Cenâb-ı Hakk bunları şöyle bir takım sıfatlarla vasfetmiştir.

1) Onlar fakirlerdir.

2) Onlar, muhacirlerdir.

3) Onlar, yurtlarından sürülmüş, mallarından uzaklaştırılmışlardır. Yani Mekke kâfirleri, onları çıkmaya zorlamış, böylece onlar, yurtlarından sürülüp çıkartılmışlardır.

4) Onlar Allah'ın fazlını ve rızasını istemektedirler. Buradaki fazl ile kastedilen cennet nimeti, "rıza" ile kastedilen de, "Allah'ın rızası ise daha büyüktür'" (Tevbe. 72) ayetinde anlatılan husustur.

5) Onlar, Allah'a ve peygamberine yardım ederler. Yani canları ve malları ile Allah'a ve Rasûlüne yardım ederler.

6) "işte onlar, doğru olanların tâ kendileridir" ayetiyle anlatılan husus. Bu, "Onlar din için, dünya lezzetlerini terkedip, onun sıkıntılarına katlandıklarında, dinlerindeki sadakatleri ortaya çıkmış olur" demektir.

Alimlerden birisi, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh)'in halifeliğinin sıhhati hususunda bu ayeti delil getirip şöyle demiştir: "Ayette bahsedilen fakirler muhacirlerden idi. Ensâr da, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh) için, "Ey Resûlüllah'ın Halifesi..." diyorlardı. Allahü teâlâ ise, burada, onların doğru olduklarına şehâdet ediyor. Şu halde onların, "Ey Resûlüllah'ın Halifesi..." deyişlerinde de doğru olmaları gerekir. Durum böyle olunca, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh)'in halifeliğinin doğru olduğuna da hükmetmek gerekir."

Ensarın Fazileti

Cenâb-ı Hakk daha sonra ensardan bahsetmiş ve muhacirler lehine, fey'den feragat etmelerinden dolayı onları medh-ü sena ederek şöyle buyurmuştur:

8 ﴿