13

"Böyle yaparsanız O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki çok güzel saraylara sokar. İşte bu, en büyük kurtuluştur. Ayrıca seveceğiniz (daha nice nimetler vardır). Allah'dan bir muzafferiyet ve yakın bir fetihle mü'minleri müjdele".

Bil ki ifadesi, emir manasında olan, "Allah'a ve peygamberine iman edersiniz..." cümlesinin cevabının, yine o ayetteki, "İşte bu sizin için,., çok hayırlıdır" cümlesi olduğu, bu ayetteki ifâdesinin ise, o cevabın bir açıklaması olmaktan dolayı meczum olduğu, çünkü "işte bu sizin için ... çok hayırlıdır" ifadesinin mahallen meczûm olduğu ileri sürülmüş olup, bu tıpkı .."Eğer beni, yakın bir zamana kadar bırakın (canımı almazsan), ben de tasdik (iman) eder, salihlerden olurum"(Münafikûn, 10) ayeti gibidir. Çünkü buradaki ifâdesi, ifadesinden ötürü, mahallen meczumdur. ifâdesinin, önceki ayetteki ifadesinden ötürü meczum olduğu, çünkü o ifadenin emir manasında olduğu söylenmiştir.

Ayetteki, "sizi altından ırmaklar akan cennetlere... sokar" cümlesinde bildirilen durum, Tevrat'ın bahsi geçen şeyler arasındadır. Şöyle de denebilir: Allahü teâlâ bu ayetinde, mü'min kullarını, evlerini-barklarını terkedip, mallarını Allah yolunda infâk etmeye ve cihada teşvik etmiştir. Ayette teşvik unsuru olarak yer alan ifadeler, "günahlarınızı bağışlar" ifadesi ile, "işte bu en büyük kurtuluştur" yani "devamlı olan bu mükâfaat, en büyük kurtuluştur" ifadesidir. Bunun ne demek olduğu daha önce geçmişti.

Ayetteki, "Ayrıca, seveceğiniz (daha nice nimetler vardır)" ifadesi, "ahirette alacağınız mükâfaatların yamsıra, dünyadaki diğer bir ticarette (söz konusudur)" demektir. Ferrâ bu ifadeye, "Ahiretteki mükâfaatın yamsıra, dünyada, seveceğiniz diğer bir haslet de söz konusudur" manasını vermiştir. Ayetteki, "Allah'dan bir muzafferiyet..." ifadesi, o "diğer" şeyin bir tefsiridir. Çünkü bu ifadenin, "ticaref'in tefsiri olması güzeldir. Zira yardım, bizim için bir ticaret değildir. Aksine ticaretin neticesi, kârdır. Ayetteki, "fethun karîbun" (yakın bir fetih) ifadesi, peşin (dünyada) nasib edilen bir fetih olup, bu da Mekke'nin fethidir. Hasan el-Basri ise, burada bahsedilen fetih ile, Fars ve Roma imparatorluklarının fethinin kastedildiğini söylemiştir. Ayetteki, "seveceğiniz" ifadesinde, dünyayı sevme hususunda bir nebze kınama söz konusudur.

Ayetle ilgili şöyle bir kaç bahis vardır:

Birinci Bahis: Ayetteki 'Ve mü'minleri müjdele" ifadesi, emir manasına olan "iman edersiniz" ifadesine atfedilmiştir. Buna göre sanki, "Allah'a ve peygamberine iman edin, Allah yolunda cihad edin, ki böylece Allah size mükâfaat versin, size yardım etsin ve ey Allah'ın Resulü (sen de) mü'minlere işte bunu müjdele" denilmiştir.

Keza "bu kelimeleri, "nasran", "fethan" ve "karîben" şekillerinde okuyanlar, neye göre böyle okumuşlardır?" denilirse, bunun, ya "ihtisâs"dan ötürü, yahut ve takdirine göre, yahut da, "Sizi bağışlasın, sizi cennete soksun, size hayırlar versin, size nasrı ve fethi göstersin" takdirinde olmak üzere, böyle mansub okunduğu söylenir. Keşşâf'da da böyle izah edilmiştir.

Allah'ın Tarafını Tutun!

13 ﴿