16

"Ey iman edenler, eşlerinizin, evlatlarınızın içinde hakikaten size düşman olanlar da vardır. O halde, onlardan sakının. Af eder, kusurlarını başlarına kakmaz, ayıplarını örterseniz, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. Mallarınız da evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihandır. Allah'a gelince, büyük mükâfaat O'nun nezdindedir. O halde, gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun. (O'nun öğütlerini) dinleyin, itaat edin. Kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim, nefsinin cimriliğinden korunursa, İşte onlar felaha erenlerin ta kendileridir".

Hane Halkının Düşmanlığı

Kelbî şöyle der: "Bir kimse hicret etmek istediğinde, coluğu-çocuğu, hicret etmemesi için yakasına yapışır ve "sen çekip gideceksin, bizi de ölelim diye burada bırakacaksın" diyorlardı. İşte bu sebeple, bunlar içerisinde ailesinin sözünü dinleyen ve böylece hicret etmeyenler oluyordu. Derken Allahü teâlâ, işte bu kimseleri, hanımlarına, çoluk-çocuklarına itaat etmekten, onların sözünü dinlemekten sakındırmıştı.

Yine bunların içinde, çoluk-çocuğuna itaat etmeyen ve, "Ama Allah'a yemin ederim ki eğer hicret etmesek, Allah da bizimle sizi hicret yurdunda birleştirecek olsa, biz size kesinlikle faydalı olmayız" diyenler vardı. Allahü teâlâ, onları hicret yurdunda birleştirince, (yeniden) onlara infakta ve iyilikte bulunup lütufkâr davranmalarını emretmiştir.

Nüzul Sebebi

Müslim el-Horasani şöyle der: "Bu ayet, Avf b. Malik el-Eşca'î hakkında nazil olmuştur. Avf'ın ailesi, onun hicretine, cihada gitmesine karşı çıkıyorlardı." ibn Abbas (radıyallahü anh)'dan, bu ayetin ne demek olduğu sorulduğunda, o şöyle demiştir: "Ayette bahsedilenler, Mekkeliler olup, bunlar müslüman idiler ve Medine'ye gelmek istiyorlardı. Eşleri ve çocuktan ise buna engel oluyorlardı. İşte bu husus ayette, "Eşlerinizin, evlatlarınızın içinde hakikaten size düşman olanlarda vardır. O halde onlardan sakının, yani, onlara itaat edip de hicret etmemekten sakının" ifadesiyle anlatılmıştır.

Af Tavsiyesi

Ayetteki "Affeder, kusurlarını başlarına kakmaz örterseniz" ifadesi hakkında da İbn Abbas (radıyallahü anh) şöyle demiştir: "Bu Mekkelilerden birisi, hicret edip de, birçok insanın kendisinden önce hicret ettiklerini ve dinlerini daha iyi yaşadıklarını anlayınca, daha önce hicret etmesine mani olan, hanımını ve çocuklarını cezalandırmak istedi. Eğer onlar da gelip, hicret yurdunda birleşirlerse, onlara infak etmeyip, iyi davranmayacağını söyledi. İşte bunun üzerine, bu ayet nazil oldu. Bu, "Hanımlarınızdan ve çocuklarınızdan, kâfir oldukları için, sizi İslâm'dan engelleyen düşmanlarınız vardır. İşte onlardan sakının" demektir. Böylece, ayette bahsedilen düşmanlığın, küfür sebebiyle ve imandan engelleme sebebiyle olduğu anlaşılmaktadır, Mü'minler arasında ise böyle bir düşmanlık söz konusu değildir. Çünkü mü'min olan hanımları ve çocukları, onların düşmanları olamazlar.

Mal ve Evlat İmtihanı

Hak teâlâ'nın, "Mallarınız da, evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihandır" ifadesi, işte bu hicrete mani olan eş ve çocuklar hakkında nazil olmuştur. İbn Abbas (radıyallahü anh) da bu ifadenin tefsiri sadedinde, bu "içinde Allah'a isyan bulunan konularda, onlara itaat etmeyin" manasınadır" demiştir.

Ayetteki, "fitne" (imtihan) sözü, belâ ve insanı âhiretten alıkoyan şeyler anlamınadır. Şu da söylenmiştir: "Allahü teâlâ, malın ve çoluk-çocuğun, kendileri yüzünden insanların fitneye düştüğü şeyler cinsinden olduğunu bildirmiştir. Bu ifade, bütün çoluk-çocuğu içine alır. Çünkü insan, çocuğu sebebiyle, onun vasıtasıyla fitneye düşer, imtihan edilir. Çünkü insan, çoğu kez çoluk-çocuğu yüzünden Allah'a asi olur ve bu yüzden, başkalarının malını çalmak, gasbetmek gibi, haram olan bir işi yapmaya teşebbüs eder."

Cenâb-ı Hak, "Allah'a gelince, büyük mükâfaat O'nun katındadır" buyurmuştur. Bu büyük mükâfaat, cennettir. Cenâb-ı Hakk, insanlar sıkıntılara göğüs gersinler diye, katında büyük bir mükâfaatın olduğunu bildirmiştir. Buna göre mana, "çoluk-çocuğunuz sebebiyle, günah olan şeyleri yapmaya yeltenmeyin ve onları, Allah katında sizin için hazırlanmış o büyük mükâfaata tercih etmeyin" şeklindedir.

Var Gücünüzle Allah'ı Sayın

Ayetteki, "O halde, gücünüzün yettiği kadar Allah'dan korkun" ifadesine gelince, Mukâtil, buradaki "gücünüzü yettiği kadar" ifadesinin, "gücünüzün en son noktasına kadar..." manasına geldiğini söylemiştir. Çünkü mü'min kişi, Allah'dan ittika hususunda, alabildiğine çaba sarfeder. Katade ise, "Allah'dan hakkıyla ittikâ edin" (Al-i İmran, 102) ayetinin, bu ayetle neshedildiğini söylemiştir. Bazı alimler, bunu kabul etmeyip, tenkid ederek, "Bu doğru değildir. Çünkü "Allah'dan hakkıyla ittikâ edin" ayeti ile, güç yetirilemeyecek şekilde olan ittika kastedilmemiştir. Zira böyle bir ittika insan gücünün ve iktidarının üstündedir" demişlerdir.

Ayetteki, "dinleyin" ifadesi "Allah'a, Resulüne ve kitabına kulak verin" manasınadır. Bunun, "Allah'ın ve peygamberinin emirlerine kulak verin" manasına olduğu ela söylenmiştir. "İtaat edin" yani, "Allah'ın emirleri hususunda, O'na itaat edin", "İnfak edin"yani, "Mallarınızdan, Allah için, kendinizin hayrına infak edin."

Ayetteki, (......) kelimesi, "infak edin" fiiliyle mansub olup, (onun mef'ûlü) olup, buna göre sanki, "Kendiniz için hayır olan şeyleri, önceden yapıp gönderin; dünyada iken işleyin" demektir. Binâenaleyh bu ifade tıpkı, "O halde iman edin ve kendiniz için hayırlı olan işlere yönelin"(Nisa, 170) ayeti gibidir.

Ayetteki, "Kim, nefsinin cimriliğinden korunursa..." ifadesine gelince, buradaki "şuhh" kelimesi "cimrilik" manasınadır. Bu, mal hususunda ve başka hususlarda yapılan cimrilikleri içine alır. Nitekim Arapça'da, "Falanca, makamı hususunda cimridir. "Falanca, makamı hususunda hırslıdır Falanca, bilgisi hususunda, ma'rûfa emretmek hususunda haristir" denilir. Ayetteki bu ifadeye, "Kim nefsinin zulmünden korunursa..." manası da verilmiştir ki, buna göre, burada geçen "şuhh" kelimesi, "zulüm" (zalimlik) manasına gelmiş olur. O halde "suhh"dan uzak durabilen, kurtuluşa erenlerdendir.

Bütün Zevce ve Çocuklar mı?

Eğer, "Ayetteki "Mallarınız da, evlatlarınız da sizin için bir imtihandır" ifadesi, bütün mal ve çocuklarının kişinin düşmanı olduğuna; "Eşleriniz, evlatlarınız içinde hakikaten size düşman olanlar var" ifadesi ile, eşlerin ve çocukların bazısının düşman olduğuna delâlet eder (ne dersiniz)?" Biz deriz ki: Bu, (hicrete) mani olma sadedinde söylenmiş bir sözdür. Dolayısıyla buradaki kısmîliğin, bahsi geçen "bütün" cinsinden olması gerekmez. Buna göre ayetin ifade ettiği mana, "Çocuklarınız içinde, size mani olanlar olduğu gibi, olmayanlar da vardır" şeklinde olur. Dolayısıyla, bunlardan olanların bir kısmı "düşman" olmuş olur.

Allah'a Verilen Güzel Ödünç

16 ﴿