13"(Ey kâfirler), sözünüzü (ister) gizleyin, ister onu açıklayın. Çünkü O, sinelerin özünü bile hakkıyla bilendir..." buyurmuştur. Bu hususta şu iki izah yapılabilir: Birinci İzah: Ibn Abbas şöyle demektedir: "Mekke müşrikleri, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e dil uzatıyorlardı. Cibril (aleyhisselâm) de, onların söylediklerini Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e haber veriyordu. Bunun üzerine, Mekkeliler birbirlerine, "(Bundan sonra) gizlice konuşun, zira, Muhammed'in ilahı duymasın..." dediler de, Allah bunun üzerine bu ayeti indirdi. İkinci İzah: Bu, bütün herkese, yaptıkları her şey hususunda yapılmış olan genel bir hitap olup, kastedilen mana şudur: "Sözleriniz ve amelleriniz, hangi şekilde tahakkuk ederse etsin, Allah'ın bunu bilmesi açısından aynıdır, değişmez... Binâenaleyh, günahları açıkça yapmaktan sakındığınız gibi, gizlice yapmaktan da sakınınız. Çünkü bu, Allah'ın ilmine nisbetle, bir değişiklik arzetmez!.. O, Kendisinin, açık ve gizli olan şeyleri bildiğini beyan ettiği gibi, kalblerde bulunanı da bildiğini izah etmektedir." Cenâb-ı Hakk, aşikâr, gizli olanı ve kalblerde yatanı bildiğini belirtince, müteakiben her şeyi bilen bir zat olduğuna delâlet etmek üzere de, |
﴾ 13 ﴿