<3 align="justify" style="text-indent: 33pt; line-height: 19pt; margin: 7pt" dir="ltr"> 24

"De ki: "O, sizi yeryüzünde zürriyet halinde yaratıp yayandır. Ve sonunda hepiniz O'na toplanıp götürüleceksiniz".

Bil ki Hak teâlâ önce hayvanların halleri ile, ikinci olarak insanın duyma-görme ve tefekkür etme sıfattan ile, üçüncü olarak da, insanın kendisinin sonradan (mahlûk) oluşu île istidlal etmiştir. Bu, "O, sizi yeryüzünde zürriyet halinde yaratıp yayandır" ifadesiyle anlatılmıştır.

Kelamcılar, felsefecilerin ve bazı müslümanların dediği gibi, insanın mekandan ve kemiyyetten uzak (yalın) bir cevher olmadığı hususunda bu ayetle istidlal ederek şöyle demişlerdir: "Çünkü Hak teâlâ, "O, sizi yeryüzünde zürriyet halinde yaratıp yayandır" buyurmuş ve böylece insanı, adeta yeryüzüne zürriyet halinde saçıp yaydığını beyan buyurmuştur. Bu, insanın bir mekanda yer alan bir cisim olmasını gerektirir.

Bil ki Cenâb-ı Hakk'ın bu aklî delilleri serdetmesinin sebebi, "Hanginizin daha güzel amel ve harekette bulunacağını imtihan etmek için..."(Mülk,2) ayetiyle belirttiği imtihanı gerçekleştirmek için, haşr ve neşrin olabileceğini anlatmaktır. Cenâb-ı Hak bu neticeyi isbat için, kudretinin çeşitli delillerini zikretmiş ve bu delillerini, "De ki: "O sizi yeryüzünde zürriyet halinde yaratıp, yayandır" buyurarak noktalamıştır ki bu, "Allah'ın ilk yaratmaya kadir oluşu, şüphesiz ikinci kez yaratmaya (diriltmeye) kadir olmasını gerektirir. İşte bundan sonra Cenâb-ı Hak, "Sonunda hepiniz O'na toplanıp götürüleceksiniz" buyurmuş, böylece bahsi geçen bütün bu delillerin, haşr neticesini ortaya koymak için olduğunu belirtmiştir.

Kafirlerin Haşirden Şüpheleri

Bil ki Allahü teâlâ Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, o müşrikleri ilahî azabla tehdit etmesini emredince, kafirlerden iki şeyi nakletmiştir. Birincisi, onların, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den o azab vaktini belirlemesini istemeleridir. Bu, şu ayetin beyan ettiği husustur:

24 ﴿