27

"Artık onu yakında gördükleri zaman, o kâfirlerin yüzleri kötü bir hale getirilmiş ve onlara, "İşte bu sizin, (hakkında) iddialaştığınız şeydir" denilir".

Ayetle ilgili bir kaç mesele vardır:

Birinci Mesele

(......) kısmındaki mef'ul zamiri, (......) ifâdesine râcidir. (......) kelimesi ise, "yakın" anlamında olup, kelamın takdiri, "onlar bu va'di yakın görünce..." şeklindedir. Mananın, "o iyice yaklaştığında..." şeklinde olması da muhtemeldir. Böylece, Cenâb-ı Hak, bunu bizzat, yakınlığın kendisi kılmış olur. Hasan el-Basrî ise, (......) kelimesine, "bizzat, iyânen görünce..." anlamını vermiştir ki, bu, tefsir olmayıp, bir manadır. Zira, insan, kendisine yakın olan şeyleri gözüyle görür..

İkinci Mesele

Cenâb-ı Hak, "o kafirlerin yüzleri kötü bir hale gelir..." buyurmuştur. İbn Abbas, bu (......) kelimesine, "karardı" anlamını vermiştir. Bunun sebebi de, üzüntü ve gamdan dolayı, gözü bürüyen dumandır. Zeccac ise, "o yaklaşınca, onun kötülüğü ortaya çıktı..." anlamını vermiştir ki, (......) kelimesinin aslı çirkinlik ve hoşa gitmemedir. Es-Seyyie ise, el-hasenetu kelimesinin zıddıdır. Nitekim Arapça'da, bir şey kötü olduğunda (......), çirkin ve kötü kılındığında ise (sîe - yüsâ'û) denilir. O halde, bu kelime aslında, hem lâzım, hem de müteaddî olan bir fiildir. Binâenaleyh, ifâdesinin anlamı, "onların yüzleri çirkinleştirildi kötü hale getirildi..." şeklinde olur. Ki, sebebi de, üzüntü ve o yüzü, bir gam dumanı ve morluğun, kederin bürümesidir. Böylece onların yüzleri, kısas edilmek üzere öldürülmeye götürülen kimsenin yüzü gibi oldu.

Üçüncü Mesele

"Artık onun yakında gördükleri zaman..." ifadesi, geçmişle ilgili bir ifadedir. Yani, buradaki fiil, mazî sigasındadır. Binâenaleyh, Cenâb-ı Hakk'ın, "Derler ki: O va'd ne zaman..." ifadesindeki "va'd"i, "mutlak azab" manasına alanlara göre, bu ayetin tefsiri kolaydır. İşte bu yüzden Ebû Müslim, ayetin bu ifadesine, "Âd ve Semûd'un başına gelen şey gibi, onlara helak edici o ilahî azab gelip çattığında, bu azab onlara yakın olduğu için, yüzleri kararır, morarır.." manasını vermiştir. Ama, o ifadedeki "va'd"i "kıyamet" anlamına alanlara göre, bu ifadedeki (......)'nın anlamı, "her ne zaman onlar onu yakın görürlerse..." şeklinde olur. Bu böyledir, zira, geçmişi anlatan bir ifadedir. Halbuki, kıyametin halleri ise, "mazî" değil "gelecektir".

Binâenaleyh lafzı, bizim bahsettiğimiz biçimde yorumlamak gerekir. Mukâtil de, Cenâb-ı Hakk'ın bu ayetine, "Onlar, âhiretteki azablarını yakın görünce..." şeklinde mana vermiştir.

"ve onlar, "işte bu sizin, (hakkında) iddialaştığmız şeydir..." denilir" ayetiyle ilgili olarak birkaç mesele vardır.

Birinci Mesele

Bazı kimseler, bu sözü söyleyenlerin, "zebaniler" olduğunu derken, diğer bazıları da, "onlar bu sözü birbirlerine demişlerdir" derler.

İkinci Mesele

Ayetteki, (......) kelimesi hususunda şu izahlar yapılmıştır:

1) Ferra" şöyle der: "Cenâb-ı Hak, bu ifade ile, "duâ" kelimesinden olmak üzere, "peşine düştüğünüz, acele manasını kastetmiştir. Çünkü, Arapça'da, tıpkı (......) kelimesi, de aynı anlamlar için olmasını talep ettiğiniz kelimeleri gibi, farklı iki siga olarak kullanılılır.

2) Bu kelime ed-de'vâ kökünden olup, buna göre mana, "Sizin yok kabul ettiğiniz, batıl olduğunu gördüğünüz; yani, batıl olduğunu iddia edip size ulaşmayacağını sandığınız şey, işte budur" yahut ta, "kendisi sebebiyle, öldükten sonra diriltilmeyeceğinizi iddia ettiğiniz şey budur..." şeklinde olur.

3) Bu kelimenin istifhâm-ı inkâri anlamında olmasıdır. Buna göre mana, "Bunu mu iddia ediyordunuz? Hayır hayır, tam aksine sizler, yokluğunu, bunun olmayacağını iddia ediyordunuz..." şeklinde olur.

Üçüncü Mesele

Ya'kûb el-Hadramî, kökünden olmak üzere, şeddesiz olarak, (......) şeklinde okurken, yedi kıraat imamı, "Iddiâ'ın" kökünden olmak üzere, şeddeli olarak (......) şeklinde okumuşlardır.

Kafiri Kim Kurtarır?

27 ﴿