28

"De ki: "Eğer Allah, beni ve benimle beraber olanları imha eder, yahut bizi esirgerse, ya kafirleri acıklı bir azabtan kurtaracak kimdir?".

Bil ki bu, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), o kafirleri ilahî azabla tehdit edince, kafirlerin Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e söyledikleri şeye verilen ikinci türden bir cevaptır. Rivayet olunduğuna göre Mekke kafirleri, Cenâb-ı Hakk'ın da, "Yoksa "(O), bir şairdir, biz onun, zamanın felaketli hadiselerini gözetliyoruz" mu diyorlar?" (Tur, 30) ve "Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız..." (Fetih. 12) ayetlerinde buyurduğu üzere, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ve mü'minlerin aleyhine beddua ediyorlardı. Daha sonra Cenâb-ı Hak bu hususu şu iki bakımdan cevaplamıştır:

Birincisi: İşte bu ayettir. Buna göre mana, "Ey Resulüm, "Allah, Öldürmek suretiyle, beni ister helak etsin, isterse ecelimi, Ölüm zamanımı ertelemek suretiyle bana merhamet etsin, sizin, bunda ne menfaatiniz var ki? Hangi menfaatiniz söz konusu ki? Ve, Allah'ın azabı başınıza geldiğinde, sizi o azabtan kurtaracak olan kimdir? Bu putların veya başkalarının sizi kurtaracaklarını mı sanıyorsunuz? Binâenaleyh, sizin kurtarıcınız olmayacağını bildiğinize göre, o, azabtan sizi kurtaracak şeye, yani tevhid, nübüvvet ve ba's hakkındaki ilme sımsıkı sarılmalı değil misiniz? de" şeklindedir.

İnanıp Kurtulduk

İkincisi, Cenâb-ı Hakk'ın,

28 ﴿