30"De ki: "Eğer suyunuz yerin dibine savulup giderse, kim akar bir su getirebilir, söyleyin!?". Cenâb-ı Hakk'ın bu sorudan maksadı, bu kafirlere, sürdürdükleri küfrün kötülüğünü göstermek için, onları, bir kısım nimetlerini kabul eder hale getirmesidir. Dolayısıyla bu ayetin manası, "Söyleyin bakalım, şayet suyunuz yere doğru batarsa, size, akan bir suyu kim getirecektir?" demek olup, bunun cevabı, mutlaka onların, "Allah!" demeleri şeklinde olur. Dolayısıyla da, bu durumda onlara, "O halde daha ne diye hiçbir şey yapamaz şeyleri ulûhiyyet hususunda O'na ortak tutuyorsunuz?" denilir. Ve bu ayet bu manasıyla tıpkı, "Şimdi içmekte olduğunuz suyu söyleyin bana. Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiriciler biz miyiz"(Vakıa, 68-69) ayetleri gibi olur. Ayetteki, (......) kelimesine gelince, bu manalarındadır. Nitekim su, yere çekilip yerin içinde kaybolduğunda denilir. O halde, bu demektir ki, buradaki masdan, ism-i fail manasındadır. Ve bu tıpkı, (âdil) anlamında "çok âdil adam" denilmesi gibidir, (......) kelimesi, "gözlerin gördüğü, apaçık şey..." anlamında olup, tıpkı,(......) kelimesi gibi, 'ayn kökünün ism-i mef'ûlüdür. Bu kelimenin, "akan çeşmeler" manasına geldiği ve bu durumda da, bunun, kökünden olduğu da ileri sürülmüştür. Buna göre adeta, "akan bir suyu..." denilmek istenmiştir. En iyisini Allahü teâlâ bilir. Salât ü selâm, Efendimiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, onun âline ve ashabına olsun (Amin). |
﴾ 30 ﴿