18

"Biz, o bahçe sahiplerini nasıl belaya uğrattı isek, muhakkak bunları da imtihan ettik. Hani sabah olunca, onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi. Allah'ın dilemesine de havale etmiyorlardı".

Bil ki, Allahü teâlâ, "Mal sahibi çoluk çocuk sahibi olduğu için inkar etti, isyan etti, diretip durdu.." buyurup, bu ifade de istifham-ı inkarı üslubuyla söylenmiş bir ifade olunca, bu ayette, böylece Allah ona, o malı ve evlatları bir imtihan ve sınamak için ve onları Allah'a taat olan mevkilerde kullanması; Allah'ın nimetlerine sükretmeye devam etmesi için vermiş olduğunu beyan etmiştir. Şimdi o, böyle davranmayınca, Allah, ondan bu nimetleri almış, kendisine çeşitli bela ve afetleri hiç aralıksız olarak vermiş, bu hususu beyan için de, "Biz, o bahçe sahiplerini nasıl belaya uğrattı isek, muhakkak bunları da belalandırdık..." buyurmuştur. Bu, "Biz, o meyveli bağ bahçe sahiplerini, Bize şükretmek ve fakirlerin hakkı olan kısmı o fakirlere vermekle mükellef tuttuğumuz gibi, bunları da, kendilerine verdiğimiz bu nimetlere karşı şükretmekle mükellef kılmıştık.." demektir. Rivayet olunduğuna göre, müslüman olan Sakif'li'li birisinin, San'a'ya yakın bir yerde, içinde hurmalıkların ve ziraata elverişli arazilerin bulunduğu taşınmaz bir malı, akarı var idi. Ve bu kimse, hasad zamanında, bu arazide bulunan her şeyden fakirlerin hisselerini bolca vermekteydi. Ölünce, bu araziye, oğulları varis oldu.. Sonra da, "Çoluk çocuğumuz çoğaldı, mal ise az. Babamızın yaptığı gibi, biz, fakirlere bir şey vermeyiz.." demeye başladılar da, işte bunun üzerine Allahü teâlâ onların bahçelerini yakıverdi... Ayette kendisinden bahsedilen şahısların İsrailoğullarından oldukları da ileri sürülmüştür.

İnsanın Acizliği

Cenab-ı Hak "Çünkü onlar, o hurmalıklarının meyvelerini sabah vakti devşirmeye yemin etmişlerdi.." buyurmuştur. Mukâtil, bunun manasının, "Sabahleyin gizlice, bahçenize gidiniz, onu devşiriniz, fakirlere de haber vermeyiniz.." şeklinde olduğunu söylemiştir. Babalan ise, fakirlere haber veriyordu, böylece o fakirler de, bu bahçenin devşirilmesi sırasında orada toplanıyordu.. Nitekim Arapça'da, "Hurma ağacının hurması devşirildi..."; yine, devşirme vakti geldiğinde, (......) denilir.

İstisna

Ayetteki,ifadesine gelince, bunun manası da, "Onlar, inşaallah demediler" şeklindedir. Bu, müfessirlerin görüşüdür. Arapça'da, "Falanca, içinde istisnanın bulunmadığı, yer almadığı bir biçimde yemin etti" demektir. Ki, bu kelimelerin tümünün manası birdir. Yine bu kelimelerin hepsinin aslı, "vazgeçirmek, geri çevirmek" anlamına gelen kökünden gelir. Zira, yemin eden kimse, "Allah'ın başkasını dilemesi durumu müstesna, Allah'a yemin ederim ki, şöyle yapacağım.." dediğinde, "istisnayı kullanmış olmasından dolayı, her yeminin oluşmasını adeta geri çevirmiş olur. Alimler, ifadesinin ne demek olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu cümleden olarak ekserisi, "Onlar, Allah'ın meşîetini İşe katmadılar; zira onlar, bu işi, muhakkak olarak yapabileceklerini umuyorlardı" derken, diğer bazıları da, "Çünkü onlar, bahçedekilerin tümünü kendileri için devşirmeyi amaçlamışlardı. Babalarının o fakir kimselere verdikleri o mikdan, fakir kimseler için ayırmıyorlardı.." demişlerdir.

Bahçenin İmhası

18 ﴿