33"işte azab böyledir. Ahiret azabı ise elbet daha müthiştir, eğer bilselerdi". (......) ifadesi, "O bağın-bahcenin ateşle yanışından bahsettiğimiz gibidir, azab" demektir. İşte bu noktada, o bağ-bahçe sahiplerinin kıssası, son buldu. Bil ki bu hadisenin anlatılış maksadı şu iki şeydir: 1) Allahü teâlâ, "O, maî-mû'lk, çoluk-çocuk sahibi olduğu için, kendisine ayetlerimiz okunduğunda, nankörlük ederek, "Bunlar, evvelkilerin masalları" dedi" (Kalem, 14-15) buyurmuştur. Bu, "Allah ona, mal-mülk, çoluk-çocuk verdiği için, Allah'ı inkar etti. Hayır, hayır. Tam aksine Allah ona bunları bir imtihan için vermişti. Dolayısıyla o bunları küfür uğrunda harcayıp, küfre yöneltince Allah onu helak etti" demektir. Mananın böyle oluşunun delili şudur: O bağ-bahçe sahipleri, bu kadarcık bir isyanda bulununca, Allahü teâlâ, onların bağlarını bahçelerini helak etti. Ya peygambere karşı inadını sürdürüp, İnkar ve günahta isyan edenler hakkında durum nasıl olur! 2) O bağ-bahçe sahipleri, oralardan sadece kendileri yararlanıp, fakirleri oraya yaklaştırmamak maksadıyla gidince, Allahü teâlâ, düşündüklerini tam ters yüz etmiştir. Binâenaleyh Mekke kafirleri de Bedre giderlerken, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e ashabını öldürmeye yemin ettiler. Mekke'de iken de Ka'be'yi tavaf ettiler ve içkiler içtiler. Böylece Allahü teâlâ, onların bu ümidlerini tersine çevirdi ve tıpkı o bağ-bahçe sahipleri gibi sukut-i hayale uğrayıp, öldürüldü, esir edildiler. Daha sonra Hak teâlâ, o kafirleri dünyevî azabla tehdid edince, "Ahiret azabı ise elbet daha büyüktür, eğer bilselerdi" buyurmuştur. Bunun manası açık olup, tefsire ihtiyacı yoktur. Hak teâlâ daha sonra, cennetliklerin durumunu ele alarak şöyle buyurmuştur: |
﴾ 33 ﴿