49"Eğer Rabbinden ona bir nimet ulaşmış olmasaydı, mutlaka çırılçıplak (çıkarıldığı) o yere, hor ve hakir bir halde atılacaktı". Ayetteki "nimet" ifadesi, "rahmet" şeklinde de okunmuştur. Burada şöyle birkaç soru var: Birinci Soru: Cenâb-ı Hak niçin, buyurmamıştır? Cevap: Araya fasıla olarak "hû" zamiri girdiği için, fiilin müzekker getirilmesi yerinde ve uygun olmuştur. İbn Abbas (radıyallahü anh) ve İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) bunu (......) şeklinde okurlarken; Hasan el-Basrî şimdiki zamanın hikayesi sigasında, takdirinde olmak üzere, (......) şeklinde okumuştur ki bu, tıpkı, "Zeyd kalkacak olsaydı, falanca ona mani olurdu" denilmesi gibi, "Eğer o olmasaydı, bu hususta, "Rabbinden ona bir nimet ulaşırdı" denilirdi" manasındadır. "Falancanın kalkacağı söyleniyordu" demek olup, bu da, "Falancanın kalkması bekleniyordu" demektir. İkinci Soru: "Rabbinden ona bir nimet" ifadesinden ne kastedilmiştir? Cevap: Bu "nimet" ile, Allahü teâlâ'nın Hazret-i Yunus (aleyhisselâm)'un, tevbeye muvaffak kılmak suretiyle nasib ettiği in'âmı kastedilmiştir ki bu da, güzel, iyi ve taat olan şeylerin, ancak Cenâb-ı Hakk'ın muvaffak kılması ve hidayeti ile tamamlanıp, mükemmel hale geldiklerine delalet eder. Üçüncü Soru: nın cevabı nerede? Buna şu iki bakımdan cevap verilebilir: a) Ayetin takdiri, "Eğer Rabbinin bu nimeti olmasaydı, o, bu kötü vasıfla birlikte, çırılçıplak yere atılacaktı.. Binâenaleyh, bu nimet mevcut olunca, hiç şüphesiz bu kötü vasıfla beraber, çırılçıplak olan o araziye atılma işi tahakkuk etmedi. Çünkü, bu vasıf tahakkuk etmeyince, bunlardan hasıl olan şey de, bulunmamıştır" şeklindedir. b) "Bu nimet olmasaydı, o, o balığın karnında, kıyamete değin kalakalır, sonra da, kıyametin çırılçıplak olan sahrasına mezmûm bir durumda atılırdı" demektir. Bunun böyle oluşunun delili, Cenâb-ı Hakk'ın, "Eğer o tesbih edenlerden olmasaydı, o insanların diriltileceği güne kadar o balığın karnında kalırdı" (safat, 143-144) ayetleridir. Ve bu tıpkı, "kıyamet meydanı" anlamında, "Aruatu'l-kuyameti"; "Arâu'l-kıyâmeti" denilmesi gibidir. Dördüncü Soru: Ayetteki, "hor ve hakir bir halde..." ifadesi, Yunus (aleyhisselâm)'ın bir günah işlediğine delalet eder mi? Cevap: Buna şu üç bakımdan cevap verebiliriz: 1) Ayetteki (......) kelimesi, böyle bir kınanmıştık halinin tahakkuk etmediğine delalet etmektedir. 2) Belki de, bu kınanmışlıkla kastedilen, "daha iyisini yapmama"dır. Çünkü, ebrârın hasenatı olan şeyler, mukarrebûnun seyyieleri addolunur. 3) Cenâb-ı Hakk'ın, "Derken Rabbi onu seçti"(Kalem, 50) ifadesinden dolayı, belki de bu vakıa, peygamberliğinden dolayı olmuş olan bir vakıadır. Zira buradaki fâ, ta'kibiyye fâ'sı'dır. Beşinci Soru: Bu ayetlerin nüzul sebebi nedir? Cevap: Rivayet olunduğuna göre bu ayet, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in başına sıkıntılar geldiğinde ve o, etrafından dağılıp giden kimselere beddua etmek istediğinde, Uhud Savaşı hakkında nazil olmuştur. Bu ayetlerin, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in, Sakîf Kabilesi ne beddua etmek istediğinde nazil olduğu da ileri sürülmüştür. |
﴾ 49 ﴿